BABA OLMAYA HAZIR MISINIZ ?
Bebeğinizle birlikte başlayan yolculuğun keyifli olduğu kadar
zor yanlarının da bulunabileceğini göz ardı etmeyin…
Ailenizin en küçük bireyi nihayet aranıza katıldı. Artık siz bir
babasınız ve babalığın tadını çıkarmaya başlayabilirsiniz. Ancak
bebeğinizle birlikte başlayan bu yolculuğun keyifli olduğu kadar
zor yanlarının da bulunabileceğini göz ardı etmeyin. Bu yepyeni
hayatta bir baba olarak sizi neler bekliyor dersiniz?
Babalık ve kariyer
Yakın bir geçmişe kadar toplumun aile içinde kadın ve erkeğe
yüklediği geleneksel roller gereği babalar, iş hayatı ve aile
hayatı arasında bocalama durumunu anneler kadar yoğun
yaşamıyordu. Çünkü bu toplumsal roller gereği yeni doğan bebeğin
bakımı, yeni hayatına sosyal ve fiziksel uyumunun sağlanması,
duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarının karşılanması gibi
sorumlulukları üstlenen ve gerektiğinde işinden fedakarlık yapan
büyük ölçüde anne olurken; baba işine öncelik vererek ailesine
maddi destek sağlamakla yükümlüydü.
Ancak günümüzde çocukların bakım ve yetiştirilmesinde babaların
da aktif katılımı gittikçe önem kazanmaktadır. Özellikle
ebeveynliğin ilk yıllarında anne babanın çocukla beraber vakit
geçirmeye özen göstermesi hem çocuğun hem de ebeveynlerin
gelişimleri açısından önemlidir. Çocuğun duygusal ve fiziksel
olarak anne-babaya ihtiyaç duyduğu her an onun yanında
bulunabilmek ebeveynler için full-time bir iş sayılabilir. Bu
sebeple de bir baba olarak işinize ayırmanız gereken zamanla
çocuğunuza ayırmak istediğiniz zamanı dengelemede zorluklar
yaşayabilirsiniz.

Ayrıca bebekle daha fazla vakit geçirdiği için anneyle bebek
arasında ilk başlarda oluşan yakınlığa dahil olamama ve anneye
göre bebek bakımı hakkında çok daha bilgisiz ve tecrübesiz olma
gibi sebepler bir baba olarak başlarda biraz dışlanmış hissine
kapılmanıza yol açabilir. Ama bu durum aslında son derece
normaldir ve bebeğinizle bir süre vakit geçirip onu tanımaya,
onun bakımı ve gelişimi ile ilgili detayları öğrenmeye
başladıkça bu dışlanmışlık ve yabancılık duygusu kendiliğinden
yok olacaktır.
İş hayatınızdaki stres bulaşıcıdır. İşyerinde yaşadığınız
stresi, sorunları fark etmeden eve yansıtıyor olabilirsiniz. Bu
durum hem eşinizi hem çocuklarınızı olumsuz etkileyecektir. İş
stresinizi eve mümkün olduğunca az yansıtmak ve işinizle
çocuklarınıza ayırdığınız zaman arasında sağlıklı bir denge
kurabilmek için size birkaç küçük ipucu:
• Patronunuzla öncelikleriniz hakkında konuşmayı deneyin.
Aileniz ve çocuklarınızla geçirdiğiniz zamanın sizin için ne
kadar değerli olduğunu anlatmaya çalışın ve mümkünse iş
programınızı aile düzeninize uygun biçimde oluşturmaya çalışın.
Patronunuza işinizin sizin için çok önemli olduğunu ancak iş
hayatındaki performansınızın da ailenizdeki mutluluğunuzla doğru
orantılı olduğunu belirtmeniz de faydalı olabilir.
• Stresli bir iş günü sonunda eve dönüyorsanız, eve girmeden
önce (ofiste ya da arabanızdayken olabilir) kendinizi
rahatlatmak, kafanızı boşaltmak için kısa bir süreyi kendinize
ayırın. Böylelikle eve girdiğiniz andan itibaren sizi bekleyen
çocuklarınızla paylaşabilecek enerjiyi toplamış olursunuz.
• Eşinizle sürekli iletişim halinde olun ve işinizde yaşadığınız
stresi, iş ve aile arasında dengeyi kurmada yaşadığınız
zorlukları ona, yakınmadan, anlayışlı bir tarzda anlatmayı
deneyin. Unutmayın ki eşiniz ve siz bir takımsınız. Eğer eşiniz
iş yaşamınızla ilgili bilgi sahibi olursa size olan desteği ve
anlayışı artacak ve size elinden geldiğince yardımcı olmaya
çalışacaktır. (örneğin eve geldiğiniz ilk dakikalarda çocukları
biraz oyalayarak bu arada sizin kendinizi toparlamanıza ve iş
stresinden sıyrılıp ev ortamına adapte olmanıza zaman
verebilir.)
• Eşinizden sürekli olarak sizin işte bulunduğunuz sürede
çocuklarınızın günü nasıl geçirdiğine dair bilgi alın.
Çocuğunuza siz yokken oynadığı bir oyun ya da izlediği bir
filmle ilgili sorular sorup yorumlar yapmanız, ayrı olduğunuz
zaman dilimlerinde bile onunla ilgilendiğinizi hissettirecektir.
• Gün içerisinde ofisten çocuklarınızı arayıp okuldaki sınavın
ya da basketbol maçının nasıl geçtiğini sorun, günlük
aktivitelerini yanında olmasanız da takip etmeye çalışın.
• Eğer mümkünse çocuğunuzu birkaç kez iş yerinize götürüp
yaptığınız işleri ve bunları neden yapmak zorunda olduğunuzu
açıklamaya çalışın. Sizi kendinden ayrı tutan bu ortamı tanıyıp
anlaması aranızdaki yakınlığı güçlendirecektir.
• Eşinizle bir anlaşma yapın ve günlük sorunları ya da
çocukların disiplini ile ilgili konuları eve girdiğiniz ilk
saatlerde tartışmamaya özen gösterin. Eve girer girmeniz
çocuklarınızın o günkü yaramazlıklarını ve günlük problemleri
dinlemek durumunda kalmanız çocuklarınıza iş dönüşü
verebileceğiniz ilk tepkilerin negatif olmasına yol açabilir.
Oysa birkaç saat eşiniz ve çocuklarınızla güzel vakit
geçirdikten sonra bu tür sorunlarla ilgilenirseniz daha yapıcı
çözümler bulabilir, aile içinde daha ılımlı bir hava
yaratabilirsiniz.
• Eğer sıklıkla iş seyahatine çıkmak zorunda kalıyorsanız, her
defasında evden ayrılmadan önce çocuklarınıza nereye gittiğiniz,
orada neler yapacağınız konusunda detaylı bilgi verin. Hatta
seyahat zamanlarınızla ilgili onların anlayabileceği şekilde
küçük takvimler ve günlük programlarınızı hazırlayıp verirseniz
kendilerini sizin hayatınıza daha fazla dahil olmuş
hissedeceklerdir.
Babanın çocuk üzerindeki etkileri
Araştırmalar göstermektedir ki babanın yakın ilgisinin, çocuğun
sosyal, fiziksel ve duygusal gelişimi üzerinde olumlu etkileri
vardır.
• İlk aylarda baba tarafından yoğun ilgi ve bakım gören
bebeklerin çevreleriyle iletişim kurmada daha istekli olduğu
belirtilmektedir.
• Babanın çocuğun bakımıyla yakından ilgili olması özellikle
erkek çocuklarda, ileriki yaşlarda karşı cinse şiddet uygulama
eğilimini düşürmektedir. Tek başına bir anne tarafından
yetiştirilen çocuklar büyüme süreçlerinde sadece anneyle beraber
oldukları için en ufak mutsuzluklarını ya da sorunlarını bile
direk anneye bağlayabilir ve ileriki yaşlarda anneye,
dolayısıyla karşı cinse karşı olumsuz tepkiler
geliştirebilirler. Babanın çocuğun büyüme sürecindeki aktif rolü
ise bu olasılığı düşürmektedir.
• Yapılan araştırmalar babalarının yakın ilgisiyle büyüyen
çocukların genelde kendilerini ifade etme ve iletişim kurabilme
konusunda daha becerikli olduğunu göstermiştir.
• Babanın, çocuğun bireyselleşmeyi öğrenmesi üzerinde rolü
büyüktür. Çünkü anneler çocuk bakımında çok daha korumacı,
denetleyici bir yaklaşım sergilerken babalar çocuğun çevreyi ve
hayatı keşfetme aşamasında ona daha fazla özgür alan bırakmayı
tercih eder. Örneğin çocuk hayatında ilk kez yabancı bir
varlıkla (bir köpek, yeni bir oyuncak gibi ) karşılaştığında
anne çocuğa mümkün olduğunca yakın durarak onun rahatlamasını,
güvende hissetmesini sağlar. Oysa babalar genellikle daha geri
planda kalarak çocuğun bu yeniliği tek başına keşfetmesine
olanak sağlar. Böylelikle çocuk ebeveynlerden ayrılmak durumunda
kaldığında ya da yabancı kişilerin yanındayken de rahat olmayı,
ağlamamayı öğrenir.
• Yetişme sürecinde babanın aktif rol oynadığı çocukların
içgüdülerini kontrol etmede ve sosyal adaptasyonda daha başarılı
oldukları bilinmektedir.
kaynak:www.ekolay.net

