BEBEK PSİKOLOJİK GELİŞİMİ
Bebeğiniz yaşama, ailenizde kuşaklardır aktarılagelen bireysel özelliklerle donatılmış olarak başlar. Gebelik ve doğum sırasındaki olaylar da bebeğin biçimlenmesinde önemlidir. Anne gerektiği gibi beslenmiş midir? Sigaradan, alkolden ve ilaçlardan
uzak durmuş mudur? Doğum sancısı ve doğum normal mi
olmuştur yoksa komplikasyonlarla karşılaşılmış mıdır? Tüm bunlar
ve diğer etkenler bebeğinizin nasıl bir kişi olduğunu ve
olacağını etkiler.
Bebeğinizin kişiliğinde son derece kritik özellik taşıyan bir
etken ana baba ile çocuk arasındaki ilişkidir. Bir çocuğun
bedensel sağlığı için besinler ne kadar önemliyse, ruhsal
sağlığı için de sevgi ve sevecenlik o kadar önemlidir. Sevgi ve
ilgiden yoksun bir çocuk ruhsal olarak yıkıma uğrayacağı gibi
buna çoğu kez bedensel tahribat eşlik edecektir.
Bebeğiniz daha başından itibaren toplumsal bir yaratıktır.
Araştırmalar, yeni doğanların diğer şekillerden çok insan yüzüne
benzeyen şekiltere bakmayı yeğlediklerini ortaya çıkarmıştır.
Bazı bilimciler, bebeklerin insan yüzünü potansiyel bir ödül
kaynağı olarak algılama yönünde doğuştan gelen bir eğilime sahip
olduklarına inanmaktadır. Ayrıca yeni doğan bebeklerin dişi
insan yüzü görmeyi yeğledikleri de sanılmaktadır.
İlk ay içinde bebeğiniz muhtemelen tanıdığı kişilere yönelik bir
tercih gösterecektir. Bebekler aynı zamanda, tercih ettikleri
uyarılma türüne dayanan yakınlıklar oluşturmaya da eğilim
gösterirler. Örneğin, bebeğiniz hareketi seviyorsa, kendisini
sallayarak eğlendiren birini, örneğin şarkı söyleyen birine
yeğleyebilecektir.
Bebeğinizin gülümsediğini görürseniz şaşırmayın. Başlangıçta
bebeğin gülümsemesi genellikle içsel bir olaya yanıt olarak
gelişir ve bebek uyurken ya da uykulu iken görülür.Ancak yaşamın
üçüncü ve beşinci haftaları çoğu bebek toplumsal nitelikteki ilk
gülümsemesini, tipik olarak, bir yüze ya da sese yanıt biçiminde
gerçekleştirecektir. Bu çoğu ana babalar için heyecan verici bir
andır.
Bebeğiniz bir taklitçi olarak doğar. Dilinizi dışarı
çıkarırsanız bebeğiniz de aynı hareketi tekrarlayacaktır, çoğu
bebek 4 haftalık olduğunda gırtlağından hafif hafif sesler
çıkarmaya başlar. Bu, onun ilk konuşma çabasıdır.
Yeni doğan bebeğiniz rahat ortama olumlu tepki verir. Ağlayan,
bir bebek genellikle, tanıdığı eller tarafından kucaklanması
durumunda sakinleşecektir. Bebek çevresinde annesinin yüzünü
arar, göz teması sağlar ve sonra ağlamayı keser. Bebek altını
ıslattığında veya acıktığında ağlayacak ve bezi değiştirilince
ya da biberon veya memeye kavuşunca susacaktır.
Doğumu izleyen ilk dönemde bazen bebeğinizin yeni bir duygusunu
ifade ettiğini farkedeceksiniz: Hoşlanma. Birçok bebek için bu
durum ilk olarak banyo yaparken görülür. Ağlayan bir bebek
küvete sokulunca susacak, rahatlayacak, gülümseyecek ve banyo
bittikten sonra ağlamaya başlayacaktır (hayal kırıklığına
uğrayacağı için).
Heyecan da ilk olarak birinci ayda ortaya çıkan diğer bir
duygudur. Heyecanın kaynağı genellikle bir kişi ya da
oyuncaktır. Bebeğiniz kollarını ve bacaklarını oynatır, nefesi
kesilecekmiş gibi hızlı hızlı solur, coşkulu sesler çıkarır ve
hatta size veya özel olarak ilginç bulduğu bir nesneye gülümser.
Yeni doğan bir çocuk henüz hareketlerle sonuçları arasındaki
farkı anlayamaz. Onun için nesneler bir belirip bir kayboluyor
gibidir. Ancak bebeğiniz 1 aylık olduğunda, kendi zevki için
hareketleri yinelemeye başladığını görürsünüz. Bacaklarını
hoşuna gittiği gibi dışarı çıkarıp bu hareketi, hoşuna giden o
duyguyu yeniden yasamak için tekrarlayabilecektir.
1 aylık bir bebek çevresi üzerinde bir miktar denetim sağlamaya
başlamıştır artık, örneğin, bebeğiniz başparmağını emmenin ya da
yumruğunu ağzına almanın kendisini rahatlatıcı bir etkisinin
olduğunu keşfedebilir. Bu ağlama nöbeti sırasında bebeğinizin
yumruğunu ağzına sokuverdigini görebilirsiniz. Bir an sonra ise
ortalık sütliman olmuştur.
Bir bebeğin ilk haftaları uyum sağlamakla geçer. Yaşamının ilk
birkaç gününde bebek işaretler yardımıyla iletişim ve etkileşim
kurmaya başlar. Acıkır, ağlar ve annesi, gereksinme duyduğu
besinle birlikte belirir. Altını ıslatır, ağlar ve bezi
değiştirilir, işte bu ve benzeri bilgi alışverişi sayesinde ana
baba ile çocuk arasındaki yakınlıklar oluşur. Bebek,
gereksinimlerinin kendine bakan birisi tarafından
karşılanacağını öğrenir.
Bunun için, yeni doğan bebek için güvenlik ve tutarlık
olgularının öneminin abartılması söz konusu olamaz. Normal bir
ruhsal gelişim için bebeğin güvenmeyi öğrenmesi gerekir ve güven
de yalnızca, ana babadan birinin ya da o işleve sahip bir
kimsenin bebeğin gereksinimlerine hızlı ve sevecen bir tarzda
yanıt vermesi ile öğrenilebilir. Bu uyumlu bakımdan yoksun kalan
bebekler, çevreleri üzerinde herhangi bir etkiye sahip
olmadıklarını öğrenirler. Bunun da sonuçlan, yaşam boyu sürecek
bir düşmanlık duygusu, endişe, yakın ilişkiler geliştirme
yeteneğinden yoksunluk ve diğer ruhsal sorunlar olarak
gerçekleşebilir.


