CİNSEL İSTEKSİZLİK
Bazı bireyler de yukarıdakinin aksine cinsel yönden fazla arzulu olmadıklarını düşünürler. "Fazla cinsel arzu duymamak" da çoğu durumda yapısal bir özelliktir ve birey baştan beri böyledir. Bazı insanlar yapısal olarak cinselliğe daha az
"düşkündürler".
Bazı bireyler de yukarıdakinin aksine cinsel yönden fazla arzulu
olmadıklarını düşünürler. "Fazla cinsel arzu duymamak" da çoğu
durumda yapısal bir özelliktir ve birey baştan beri böyledir.
Bazı insanlar yapısal olarak cinselliğe daha az düşkündürler".
Bazen bir birey hayatının belli bir döneminde diğer dönemlerine
göre daha az cinsel arzu duyduğunun farkına varabilir.
Cinsel arzunun anormal bir şekilde düşük olduğunun
belirleyicisi, bu arzu azalmasının kişiyi rahatsız etmesi veya
kişinin
eşiyle olan ilişkilerini olumsuz etkilemesidir. Bu tanımın
dışında kalan "azalmış cinsel arzu" anormal kabul edilmez
Cinsel arzuyu etkileyen faktörler
Kişisel özellikler
Bir önceki konuda belirtildiği gibi hem erkeklerin hem de
kadınların cinselliğe olan ilgileri değişkendir. Bazı kadınlar
diğerlerinden daha
"isteksiz", bazıları ise "çok aşırı istekli" görünebilir.
Bazı kadınların cinselliğe olan ilgileri yüksek olmasına rağmen
cinsel ilişkiye olan ilgileri daha zayıf olabilir. Bu kadınlar
cinsel ilişkiden
daha çok yakın temasa ve dokunulmaya önem verirler. Mastürbasyon
da kadınların sıklıkla uyguladığı bir cinsellik ifadesi olup
kadının
cinsel ilişkiye olan ilgisinden tümüyle bağımsız bir olaydır.
Yaş
Yaşlandıkça cinsellik arzusu ve cinsel ilişki sıklığı azalmakla
birlikte kadınlar tüm hayatları boyunca cinselliğe olan
ilgilerini ve cinsellikten aldıkları zevki sürdürürler.
Yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan anatomik değişiklikler
(vajinanın kısalması, daralması, duvarlarının incelmesi,
elastikiyetinin azalması, dış genital bölgeler ve klitorisin
duyarlılığının azalması gibi özellikler) nedeniyle vulva ve
vajina daha duyarlı hale gelir. Ek olarak vajinada ve idrar
yollarında daha sık enfeksiyon ortaya çıkar. Tüm bu etkenler
kadında cinsel ilişki esnasında ağrı nedeni olabilirler.İlişki
esnasında ağrı duyulması kadının cinsellikten "soğumasıyla"
sonuçlanabilir. Düzenli olarak ilişkiye devam eden kadınlarda bu
olumsuz değişikliklerin daha ender görüldüğü belirlenmiştir.
Cinsellikle ilgili çalışmalarıyla tanınan Masters ve Johnson
yaptıkları çalışmalarda 20-50 yaş arasında kadın ve erkeklerin
haftada
ortalama 2-4 kez ilişkide bulunduklarını, 50 yaştan sonra bu
sıklıkta hafif azalma olduğunu ancak hem erkek hem de kadında
cinselliğe ilginin ömür boyu devam ettiğini göstermişlerdir.
Gençliğinde cinsel yönden diğerlerine göre daha istekli ve aktif
olan kadınların menopoz döneminde de diğerlerinden daha bariz
olarak aktif oldukları da diğer bir gerçektir.
Yaş asla önyargılı bir şekilde cinselliği azaltan bir etken
olarak görülmemelidir. Menopoz döneminde ve hatta en ileri
yaşlara kadar
"kendisine bakmayı" bilen ve düzenli doktor kontrollerine giden
kadın eşiyle uyumlu bir cinsel yaşamı ömür boyu sürdürebilir.
İlaç kullanımı
Çok çeşitli ilaçlar (yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan
ilaçlar, depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlar,
sakinleştiriciler gibi) cinsel arzu ve diğer cinsel işlevler
üzerinde olumsuz etkiler yapabilirler. Böyle durumlarda ilacın
değiştirilmesi veya doz ayarlaması gerekebilir.
Hastalıklar
Jinekolojik sorunlar (gebe kalamama, düzensiz kanama gibi) veya
dahili hastalıklar (tansiyon yüksekliği, nörolojik hastalık,
kanser gibi) ve diğer çok sayıda hastalık cinselliği olumsuz
yönde etkileyebilir. Etkili bir şekilde tedavi edildiklerinde
genellikle cinsellik eski haline geri döner.
Geçirilmiş ameliyatlar
Rahimin herhangi bir nedenle ameliyatla çıkarılmış olması
sonrasında geçici olarak cinsel arzuda ve diğer cinsel
işlevlerde azalma
olabilir. Yine rahimle beraber yumurtalıkların çıkarılmış olması
östrojen hormonunun azalmasına bağlı direkt olarak veya hormon
azalmasının genital dokular üzerindeki geriletici etkilerine
bağlı olarak cinselliği olumsuz etkileyebilir
Rahimin alınmış olmasının cinselliği kalıcı olarak olumsuz
etkilediğine dair bir bilimsel veri mevcut değildir.
Yumurtalıkların alınması
sonrasında östrojen hormonu tedavisi yapıldığında cinselliğin
etkili bir şekilde sürdürülmesi mümkün olabilmektedir.
Gebe Kalma Korkusu
Genç bir kadın özellikle evlilik öncesi dönemde gebe kalma
riskinin verdiği endişeyle cinselliğini uygun bir şekilde
yaşayamayabilir. Etkili bir doğum kontrol yöntemi kullanmak bu
endişenin ortadan kalkmasını sağlayabilir.
Cinsel yolla bulaşan hastalık edinme korkusu
Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklardan birine yakalanma korkusu
özellikle çok sayıda cinsel eşi olan veya çok sayıda cinsel eşi
olan bir erkekle beraber olan bir kadında yerli bir korku
olmalıdır. Bu tür hastalıkların genital sistemde ve hatta tüm
vücutta yaratabilecekleri muhtemel hasarları önlemek için her
kadının bu hastalıklardan korunmak için gerekli önlemleri alması
önemlidir.

