ÇOCUKLARDA İNATLAŞMA

0

Çocuklarda İnatlaşma İle Başa Çıkmanın Yolları
Çocularin bir inatlasma nöbeti süresince fikir degistirdigine tanik olabilirsiniz. Bazen, neyi isteyip neyi istemedigini bile anlayamazsiniz. Örnegin, acikmistir ama evdeki yemegi yememekte direnir, hamburger ister,hamburgerciye gidersiniz, ben bundan istememistim ötekinden al diye tutturur, öteki menüden alirsiniz baska bir bahane bulur vs. Birinizden biri yenik düsene kadar devam eder bu sürtüsme.
Çocugunuzun inatlasma dönemlerinde her iki tarafin da amaçlarini açikça ortaya koymaya çalisin. Sizin amaçlariniz çok çesitli olabilir; ona yemek yedirmek, bir oyuncakçinin önünden geri çekmek, ablasinin odasindan çikmasini saglamak veya uyutmak. Onun ise tek bir amaci vardir; sizin dediginizin tersini yapmak. Ancak bu sekilde size kendisinin bagimsiz bir birey oldugunu, kendi tercihlerini kendisinin yapabildigini kanitlayacaktir. Pek çok anne-baba bunun farkinda olmadigi için çocuklariyla gereksiz yere çatismaya girer ve kendilerini de çocuklarini da yipratir. Daha da kötüsü bazi çocuklar bunu bir aliskanlik haline getirirler, daha ilerki yaslara tasirlar ve/veya anne-baba bu çatismalara çözüm olarak siddete basvurmaya baslar. Kisacasi çok küçük yaslarda baslayan ve çocuklarin gelisiminde çok dogal olan inatlasma, anne-baba ve çocuk arasindaki bir iletisimsizligin baslangiç noktasi olabilir ve bir kisirdöngüyle son bulabilir.
Çocugunuzla çatismaya girdiginizde yapmaniz gerekenler söyle siralanabilir;
1. Her seyden önce bu durumda sogukkanliliginizi korumaya çalisin. Derin bir nefes alin ve içinizden “O sadece bir çocuk” deyin. Öfkeli bir tavir takinmayin, yumusak ve uzlasmaci bir ses tonuyla konusmaya özen gösterin. Kesinlikle basarisiz olacaginizi akliniza getirmeyin.
2. Sahada olmadiginizi ve futbol oynamadiginizi unutmayin; her ikiniz de kazanabilir, her ikiniz de amaciniza ulasabilirsiniz. Amaciniz ona, kimin güçlü kimin güçsüz oldugunu ispatlamak degil, o anda elde edemeyecegi bir seyden vazgeçmesini saglamak olmali.
3. Istedigi seyi neden yapamayacaginizi basit bir sekilde açiklayin ve bu açiklamayi yaparken mutlaka bu durumdan dolayi ne kadar üzgün oldugunuzu belirtin. Onun istedigi seyi sizin de istediginizi ama kosullarin buna izin vermedigini söyleyin. Duygularini paylastiginizi bilmek onu hem rahatlatacak, hem de sizi ona karsi sürekli engeller koyan bir düsman olarak görmesini engelleyecektir.
4. Ona kararli ve tutarli, fakat mutlaka sevecen bir tavirla yaklasin. Önce “hayir” dediginiz bir seye sonradan “evet” derseniz çocugunuz bunu size karsi sürekli kullanmaya baslayacaktir. Baska zaman ve durumlarda da siz pes edene kadar da sizinle çatismaya devam edecektir.
5. Ona gerekli açiklamalari yaptiktan, üzgün oldugunuzu söyledikten ve bu konuda kararli oldugunuzu hissettirdikten sonra biraz zaman taniyin. Bir süre sonra yeniden istedigini elde etmek konusunda sizinle inatlasmaya baslarsa hiç tepki vermeyin. Birkaç denemeden sonra vazgeçecektir.
6. Çocugunuz herseye ragmen sizinle inatlasmaya devam ediyorsa, dikkatini istedigi seyden baska bir noktaya çekmeye çalisin. Bu bir çizgi film, bir kus, bir kedi, sevdigi bir yiyecek veya oyun vb. herhangi birsey olabilir. Çocugunuz sakinlesene kadar ilgisini çekebilecek degisik alternatifler deneyebilirsiniz. Bu küçük yastaki çocuklarda daha çok geçerlidir. Ancak, okul yasina kadar, hatta bazen daha sonrasinda bile bu yöntemin yararini
görebilirsiniz.
7. Çocugunuza seçenek sunun, böylece onu bagimsiz bir birey olarak tanidiginizi, onun kararlarina saygi duydugunuzu düsünecektir. Kendisiyle ilgili kararlari verebildigini ve onun seçimine öncelik tanindigini düsünerek inatlasmaktan vazgeçecektir. Siz de makul bir kaç seçenekten birini kabul ettirebildiginiz için kendinizi rahat hissedeceksiniz. Sundugunuz seçenekler ne kadar az olursa çocugunuzun karar verme süresi de o kadar kisa olur. Sundugunuz seçeneklerin, herhangi birinin seçilmesi durumunda onayladiginiz seçenekler olmasina dikkat edin ki, yeniden bir anlasmazlik yasamayasiniz.

ÇOCUKLARDA ´HAYIR´ DÖNEMİ
Çocuklarda ´hayir´ dönemi, 1 yastan hemen sonra baslar. Bazi çocuklarda bu süre kisadir ve kendini çok hissettirmez. Bazi çocuklarda ise çok uzun süreli ve siddetli olabilir. Bu dönemin normal ve saglikli bir dönem oldugunu, çocugun birey olabilmesinde ve kendisini ifade edebilmesinde önemli bir yer tutttugunu unutmamak gerekir. Bu dönemi kolay ve saglikli geçirebilmek için nelere dikkat etmemiz gerektigini gözden geçirelim:
Onunla konusurken, ondan birsey yapmasin veya yapmamasini isterken, bir
birey oldugunu, kendi kararlarini kendisinin verebildigini ve bizler gibi onun da direktiflerden hoslanmadigini unutmayin. Hayatiyla ilgili kararlari kendisinin verebildigini düsünmesini saglayin.
´Yemegini televizyon izlerken mi yemek istersin, yoksa benimle birlikte masada mi yemek istersin´ gibi bir mesaj, kararlarina saygi duyuldugunu düsündürecektir. Böyle bir mesajla onu yemege davet etmeniz ´hayir, yemek yemek istemiyorum´ gibi bir yanit alma olasiliginizi da azaltir. Ona karsi negatif bir tutum içine girmeyin, olabildigince az ´hayir´ deyin. Siz ona ne kadar negatif bir tutumla yaklasirsaniz, o da size o kadar nefatif bir tutumla yaklasacaktir. Siz ona ne kadar çok ´hayir´ derseniz, o da size o kadar çok ´hayir´ diyecektir. Negatif cümleler kurmaktan da kaçinin. Yapilmasini istediginiz seyi olabildigince pozitif cümleler kullanarak ifade etmeye çalisin. ´Ayakkabilarini çikart´ demek yerine, ´Terliklerimizi giyelim haydi´ demek daha etkilidir. Mesajlarinizi, ´hayir´ yaniti alamayacak sekilde iletin. ´Sütünü iç´ yerine, ´sütünü balikli bardaginla mi, yoksa kupanla mi içmek istersin´ seklinde mesajinizi iletin. ´Hayir´ dediginde, onunla alay etmeyin, küçümsemeyin, gülmeyin, onunla inatlasmayin, ona kimin güçlü oldugunu ispat etmeye çalismayin, sinirlenmeyin ve asla ona ceza vermeyin. Aranizda çikan sorunu ortadan kaldirmaya çalismak yerine, uzlasmaci bir tavirla çözüm üretmeye çalisin ve onu da çözüm üretmeye davet edin.
Kurallar çocugun ruh sagligini bozar mi?
Inatlasma döneminde olmasi çocugunuza hiç ´hayir´ demeyeceginiz anlamina gelmez. Çocugunuza zaman zaman kisitlamalar, yasaklar koymak zorundasiniz, bunun çocugunuzun ruh sagligini bozmasindan korkmayin. Dikkat edilmesi gereken en önemli sey koydugunuz yasaklarin gerekli oldugundan emin
olmanizdir. Gereksiz konularda da yasaklamalar getiriyorsaniz, bir süre sonra çocugunuza çok fazla ´hayir´ demeye baslarsiniz. Bu da çocugunuzda, hem bagimsizliginin elinden alindigi, hem de her seyi yanlis yaptigi hissini uyandirmaya baslar. Her iki duygu da onun kendine olan güvenini sarsar veonu rahatsiz eder. Bu yüzden, öncelikli olarak ´hayir´ demeniz gerekenlerin listesini yapin, bunlar disinda da gereksiz zamanlarda ve durumlarda ´hayir´ dememeye özen gösterin. Ayrica, asiri kurallarla büyüyen çocuklarin, kurallari koyan yetiskinler yanlarinda olmadigi zamanlarda bu kurallari ihlal etme egilimi duyduklarini da unutmayin.

Kurallara Uyumu Nasıl Kolaylaştırabiliriz?
Çocuklarin kurallara uygun davranmalarini ve kurallardan daha az rahatsiz olmalarini saglamanin en iyi yolu bu kurallarin gerekçesinin açiklanmasi ve kurallarin çocuklarla birlikte konmasidir. Bazi kurallarin anne-babalar için de kondugunu bilmek çocugu rahatlatir ve kurallara uyumunu kolaylastirir.Çocuk anne-babasinin sirf kendisine muhalefet olmak için degil, onun iyiligini istedikleri için bazi kurallar koydugunu bilmelidir.Yasakladiginiz seyleri yapmaya kalktiginda, nazikçe ona yasakladiginiz seyiyeniden hatirlatin ve yapabilecegi alternatif bir sey önerin. Örnegin yemekten önce gofret yemek istiyorsa, ´yemekten önce gofret yenmez´ demek yerine ´yemekten önce gofret yersen yemegini yemek istemeyebilirsin, amaistersen bu gofreti saklayabiliriz ve yemekten sonra yiyebilirsin´ diyerek ona alternatif bir gofret yeme zamani sunabilirsiniz. Veya duvarlari çiziyorsa, ´duvari çizme´ demek yerine, ´duvarlari çizersen duvarlarkirlenir, ama eger istersen sana kagit verebilirim veya çizmen için duvara kagit yapistirabilirim´ diyebilirsiniz. Böylece, hayirlariniz onu daha az rahatsiz edecek, bagimsizliginin elinden alindigini düsünmeyecek, onun isteklerinize önem verdiginiz düsünecek, kurallarin gerekçelerini ögrenecekve sizinle çatismaya girmeyecektir.
Yasaklara uymadiginda cezalandirmak yerine, kurallara uydugunda onu ödüllendirin. Ödül veriken de ´benim oglum söz dinler, annesinin her dedigini yapar´ gibi sizin üstünlügünüzün altinin çizildigi bir cümlekullanmak yerine ´sen harikasin, bunu ne güzel yaptin´ gibi onu onayladiginizi belirtir bir cümleyi tercih edin. Onun yaninda baskalarina, çocugunuzdan övgüyle sözedin.
Ondan olumsuz bir davranis beklentisi içinde olmadiginiz mesajini verin. ´Biçaklarla oynamamak gerektigini unuttun sanirim, unutmasaydin tehlikeli olduklari için oynamazdin zaten biliyorum. Onlari tekrar çekmeceye birakacagin için tesekkür ederim´ gibi bir mesaj ´sana kaç kere söyledim,
biçaklarla oynama´ gibi bir mesajdan çok daha sagliklidir ve çocugunuzun uyumunu kolaylastirir.

Çocuğunuzda büyük değişimler gözlüyorsunuz son günlerde. Kısa bir süre öncesinde, gayet sevimli ve sempatik olan bebeğiniz, her cümlesine “hayır” diyerek başlıyor. Bunun tek nedeni; çocuğunuzun, yeni bir çağa girmiş olması.
Birinci yaşın sonları ve ikinci yaşın başları, çocuğun “Ben Çağı” diyebileceğimiz özellikler gösterdiği psikolojik sürecin başladığı dönemdir. Tuvalet eğitimi dönemi diye de bilinen bu dönem, çocuk için büyük değişimlerin olduğu bir evredir. Çocuk artık yürüyor, konuşuyor ve çevresini büyük bir merakla araştırıyordur. Bu arada; eline her geçeni ağzına götürüp, tadına bakmaktan da geri kalmıyordur. Suyla oynamaya bayılır, yemeklerini yere ve üstüne başına dökmesi ona büyük bir zevk verir. Tüm bunlara ek olarak bu dönemde, çocukta başka bir özellik baş gösterir. Çocuk her gördüğü nesneyi, oyuncağı ve eşyayı fazlasıyla sahiplenir. Bir kere eline geçirdi mi, “benim…benim” diye tutturur. Elinden almaksa; hemen hemen olanaksız gibidir. “Benim” diye sahiplendiği eşya ya da oyuncak elinden alındı mı, sanki kıyamet kopuyor sanırsınız. Çocuk kendini yerden yere atar, ellerini yumruk yapar, önüne ne gelirse vurur. İstediğini almadan da kolay kolay sakinleşmez. Bu tablo, anne-baba için tam bir
faciadır. Anne-baba çocuğu sakinleştirmek için elinden alınan eşyayı geri verseler de artık iş işten geçmiştir, çocuk onların bu davranışlarını asla affetmeyecektir. Bu yüzden de susmak yerine, daha da şiddetli bağırmaya başlar.
Bu dönemin başında çocuğun ilk öğrendiği kelime “Hayır!”dır. Çocuk kendisine olumlu-olumsuz ne söylenirse söylesin her şeye “Hayır” yanıtını yapıştırır. “Ne şirin bir çocuksun sen, gel… bana bir yanak ver” Çocuğun yanıtı “Hayır” olacaktır. “Yavrum sallanıp duruyorsun, çişin mi var?… “Hayır”! “Bu yemeği sevdin mi?” … “Hayır”!.. Bu örnekler daha da çoğaltılabilir. Sanki doğduğundan bu yana o şirinlik muskası, sevimli, herkese sevecen davranışlar gösteren sempatik bebek gitmiş, yerine her söylenene “Hayır” diye olumsuzlukla yanıt veren, “Evet” kelimesini hiç duymamış bir çocuk gelmiştir. Tüm bunlara bir de çocuğun “Ben” tutkusu eklenince, anne-babalar kendilerini çıkmaz bir sokakta bulmuş gibi olurlar.
Çocuğun bu davranışlarının nedenini, özerkliğini elde ederken, anne-babasına ve çevresine kendini kabul ettirme çabası olarak açıklayabiliriz. Çocuk bu davranışlarıyla “Artık ben de varım, benim de isteklerim var ve ben bu istekleri elde etmek için elimden gelen her şeyi yaparım” mesajını vermektedir. Başına buyruktur, ele avuca sığmaz, yanınıza çağırınca kaçar, “yavrum git… işim var.” denince eteğinizden ayrılmaz.
Çocuğa göre; annesinin her şeyi vardır. Çocuğu vardır, kocası vardır, giysileri vardır, yemek yapmasını bilir, tencereleri vardır, bardakları vardır, koltukları vardır, parfümleri vardır, rujları vardır, ojeleri vardır… Babasının da her şeyi vardır. Kravatı vardır, ayakkabıları vardır, karısı vardır, arabası vardır, ofisi vardır, bıyıkları vardır, çantası vardır, yatağı vardır… Ve çevresindeki herkesin hep kendilerine ait olan bir şeyleri vardır. Çocuğun, bu dönemde anne-babayı model aldığını ve kişilik gelişimi içine girdiğini düşünürsek, çocuğun da kendi adına bir şeyleri sahiplenmesini yadırgamamak gerekir. Kız çocukları, annelerinin topuklu ayakkabılarını her fırsat yakaladıkları an giyerler ve o topuklu ayakkabılarla dolaşmaktan büyük bir haz duyarlar. Annesi “çıkar çabuk o ayakkabıları, bileklerini kıracaksın…” diye feryat edince de aldığı yanıt kısa ve nettir: “Hayır, benim”!.. Bu dönemde çocuğun yarım yarım konuştuğunu da göz önüne alırsak, annelerin çoğu küçükkızlarının bu davranış ve yanıtlarına gülmeden edemezler ve arkadaş toplantılarında mutlaka anlatırlar. Erkek çocukları için de durum aynıdır. Onlarda babalarının kravatlarını, kemerlerini vücutlarına sararlar ve geri alınmaması için de kaçıp saklanırlar. Verecekleri yanıt zaten bellidir: “…Benim …” Yine fırsatını yakaladığı zaman, annesinin tüm makyaj malzemeleriyle boyanan, gecelikleri üzerine takan, o parfümleri her tarafa sıkan minik kızlarla, babasının traş fırçası ile traş olan, bulduğu anda traş köpüklerini tüm suratına sıkan, traş losyonlarını her yere döken, babasının yatağında, babasının yerinde uyumuş kalmış numarası yapan küçük erkeklerle, her anne-baba karşılaşmıştır.
Küçük çocuklar, evde ya da gittiği yerde eline geçirdiği tüm eşyaları kucağında toplar. “Benim” diye tutturur. Alış-veriş sırasında hoşuna giden bir oyuncak ya da eşyayı alır. O onundur, tartışması bile olmaz. Ve anne-baba hep etrafa karşı mahcuptur, çocuğuna karşı öfkeli ve kızgındır, kendi kendine “nerede hata yaptım?..” sorusuna yanıt aramakla meşguldür. Ancak bazı anne-babalar her zaman çocuğa yenik düşmezler. Çocuğu korkutarak, aşırı kızarak, hatta döverek, ağır bir baskı uygularlar. Bunun sonucu çocuk, doğal ve içgüdüsel gelişimini korkudan dolayı iç dünyasına ve bilinçaltına bastırarak, anne-babasının istekleri doğrultusunda davranışlar gösterir. Bu davranışlar yaramazlık yerine durgunluk, karıştırma ve araştırma yerine aşırı düzenlilik temizlik gibi bu dönemde çocukta görülmeyecek olan ve doğal olmayan davranışlarıdır.

Ben Çağında Anne-Babalar Nasıl Bir Yol İzlemeli
Öncelikle anne-babalar çocukların geçirdikleri dönemlerin özelliklerini bilmelidirler. Bunu bildikleri zaman, hem çocukların anormal davranışlar sergilemediklerini anlarlar, hem de kendileri psikolojik olarak rahatlamış olurlar. Bu rahatlık beraberinde sabır ve hoşgörüyü de getirecektir.
Ayrıca çocuğun sahip olduğu bu olumsuz niteliklerin “geçici” olduğunu; dört yaşın sonundan itibaren daha söz dinleyen, daha mantık çerçevesinde hareket edebilen, daha az ağlayan ve daha sosyal bir çocuk olacağını bilmek de anne-babayı rahatlatan faktörler arasındadır.
Bu dönemde çocuğunuz istenmeyen bir davranış yaptığında ya da kendisine ait olmayan bir oyuncağı ve eşyayı “benim” diye sahiplendiğinde çocuğa “bırak onu…” diye kızmak yerine, ilgisini ve dikkatini başka yöne çekin. Ona ait bir eşya ya da oyuncağı verin. Elinde, kendine ait olmayanı yumuşak bir şekilde, gerekli açıklamayla yavaş yavaş alın. Ve verdiği için çocuğunuza “teşekkür ederim” deyip, onu bu şekilde ödüllendirin. Sizin takdirinizi almak, onun için büyük bir ödüldür.
Çocuğunuz etrafı çok dağıtıyor, her şeyi karıştırıyor diye kızıp sinirleneceğinize; dağıtıp, kırıp dökeceği bir yer ayırın ve orada oynamasına zemin hazırlayın. Çocuğun ev içinde rahatça oynama özgürlüğü olmalıdır.
Kırıp, döktüğünden dolayı çocuğa aşırı cezalar vermeyin, fakat her yaptığına da göz yummayın.
Ve en önemlisi, küçük kızınızla ya da küçük oğlunuzla karşı karşıya oturup, bir yetişkinle konuşur gibi konuşun. Çocuğunuzun ellerini tutun, gözlerinin içine bakarak, yapmasını istemediğiniz davranışları, nedenlerini ve onun neyi nasıl yapabileceğini, onun anlayabileceği bir dille, kısa cümleleri kurarak ve çok basit olarak anlatın.
O gözlerini kocaman kocaman açıp, size sizi anlamıyormuş gibi bakacaktır ya da sıkılıp, kucağınızdan inip gidecektir. Bunlar sizi üzmesin. Çocuğunuzun beyni tıpkı bir bilgisayar gibidir. Şimdi kayıttadır, zamanı gelince, öğrettiklerinizi size çok güzel sunacaktır. Yeter ki sabırsız olmayın ve onunla konuşmayı asla ihmal etmeyin. Unutmayın, çocuğunuzun uykuya, yemeye, oyuna ne kadar ihtiyacı varsa, sizi dinlemiyor gibi görünse de, öğütlerinize ve sohbetlerinize de o denli ihtiyacı vardır.

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.