ÇOCUKLARDA İŞTAHSIZLIK
İştah, bir yemeğin zevkle, neşeyle ve arzu edilerek yenmesidir. Lokmayı uzun süre ağzında çeviren, çiğnemek için zaman kazanmaya çalışan, tabağındaki yemeği bir
türlü bitiremeyen bir çocuk
karşısında önce aklımıza fiziksel bir rahatsızlığın var olup
olmadığı gelmelidir. Örneğin; yüksek ateş, kulak ağrısı, boğaz
ağrısı, nefes almayı güçleştiren nezle-grip gibi üst solunum
yolları enfeksiyonları gibi bir rahatsızlık çocuğun sofrada
nazlanmasına neden olur. Böyle durumlarda doktor kontrolünden
geçirilen çocuğa, önerilen biçimde yiyecek verirken çocuğun
isteklerini de dikkate almak en uygun yoldur. Hastalık sırasında
çocuğu yemek yemeye zorlamanın hiçbir yararı yoktur. İştahla
ilgili olarak ebeveynlerin bilmeleri gereken en önemli şey
çocukların bireysel farklılıklar gösterdikleridir. Bu nedenle de
başka çocuklara bakarak, onların yemek yeme davranışı ile kendi
çocuğunuzun yemek yemesini kıyaslamak, çocuğunuzun daha az
yediğini düşünmenize neden olabilir.
Neler Yapılabilir?
Bazı çocukların iştahlı bazı çocukların iştahsız olmaları pek
çok nedene bağlı olabilir. Çocuğu iştahlı ya da iştahsız yapan
faktörlerin başında onların iç dünyalarında yaşadıkları büyük
önem taşır. Çocuğun bilinçaltına yerleşmiş bir endişe, üzüntü,
nefret veya kıskançlık gibi bir duygu onun iştahını kesebilir.
Bu nedenle iştahsız bir çocuk için öncelikle organik bir
rahatsızlığının olup olmadığı araştırılırken diğer yandan ruhsal
çatışmalarının olup olmadığı, duygusal bir sorunun bulunup
bulunmadığı da araştırılmalıdır. Bu arada çocukların iyi gıda
alamadıkları için problemli olabileceklerinin yanısıra problemli
oldukları için de iştahsız olabilecekleri düşünülmelidir.

İştahsız bir çocuğun, öncelikle büyüme ve gelişmesinin yaşına
göre uygun olup olmadığı dikkate alınmalıdır. Daha sonra
iştahsızlığı fiziksel açıdan kontrol edilmeli ve kansızlık,
bağırsak parazitleri, çinko eksikliği, yüksek ateş, kulak ve
boğaz ağrısı, nefes almayı güçleştiren nezle ve grip gibi üst
solunum yolları enfeksiyonları gibi problemlerin olup olmadığına
bakılmalıdır. Eğer fiziksel açıdan problem görünmüyorsa,
iştahsızlık probleminin psikolojik olabileceği düşünülmelidir.
Çocuğun iç dünyasında yaşadığı bir üzüntü, kıskançlık, nefret ve
endişe yemek yememeye neden olabilir.
Çocuğun yemek yemeyi reddetmesiyle birlikte, yorgunluk, ateş,
uyuma isteği, huzursuzluk gözlenmiyorsa önemli bir hastalık
belirtisi değildir. Çocuklardaki bağımsızlık duygusu, yeni
yürümeye başlayan çocuklarda gözlenir ve yemek saatlerinde bu
duygu ağır basabilir. Onların mama sandalyesine bağlanmaları ya
da oyun oynarken bu keyifli dakikaların yemekle bölünmesi,
onların hoşlarına gitmeyebilir. Yeni kazandığı becerileri
geliştirirken ya da yeni keşfettiği bir şeyi kurcalarken, yemek
yemeye vakit ayırmak onları isteksiz kılacaktır. Ayrıca, normal
bir iştah öğünden öğüne, günden güne, haftadan haftaya değişim
gösterebilir. Yemeye olan ilgi, büyüme aşamalarında, diş çıkarma
zamanlarında, hastalık günlerinde değişebilir. Dolayısıyla
bahsedilen tüm bu iştahsızlık nedenleri normaldir ve
büyütülmemelidir. Yemek yemeye zorlanmayan çocuklar,
gelişimlerini tamamlayabilecek kadar gıda tüketmektedirler.
Diğer taraftan yemek yemeye zorlanan çocuklarda ise kronik yeme
problemleri gözlenmektedir.
İştahsızlık konusunda öneriler :
Her çocuğun büyüme oranıyla ilgili olarak yemek yeme miktarı
vardır. Yaşına ve gelişimine göre değişim gösterebilir.
Yemek yeme kapasitesi her çocukta farklıdır ve bu kapasite
aşıldığında çocuk kendisine fazla gelen gıdayı mutlaka çıkartır.
İştahının kaçmaması için, çocuk acıktığında yemek zamanı
beklenmeden mutlaka yedirilmelidir.
Yemek yeme konusunda yapılan zorlama, baskı ve cezalandırma gibi
müdahaleler çocuğu yemek yeme isteğinden uzaklaştırır.
Ağır ve oyalanarak yemek yiyen çocuğa tepki gösterilmemeli,
keyifli konuşmalarla yemek zevkli hale getirilmelidir.
Yemek öncesinde verilen abur cubur olarak geçen, şeker,
çikolata, cips, kraker gibi gıdalar iştahı engeller.
Çocuğa yemek konusunda alternatifler, değişik tatlar ve onun
gözüne daha hoş ve eğlenceli görünecek şekilde süslenmiş gıdalar
sunmak, yemek yeme alışkanlıklarını değiştirir.
Yemek yerken herhangi bir konuda çocuğu eleştiren konuşmalar
yapılması çocuğun yemek yeme zevkini ortadan kaldırır.
Çocuğun tabağına çok fazla yemek koymak yerine, yiyebileceği
kadar yemek koyup bitirmesini sağlamak ve sonra onu taktir
etmek, yemek yeme davranışını geliştirir.
Çocuklar hergün mama sandalyesinde oturmak istemeyebilirler.
Zaman zaman ailenin yanında masaya oturtmak ona değişik
gelebilir.
Evde yaşanan gergin hava ya da tartışma ortamı çocukların
iştahlarının kesilmesi için yeterli bir nedendir. Dolayısıyla
yaşanan sıkıntı ve üzüntüler çocuğa hissettirilmemelidir.
Çocukların açık havada oynamalarını ya da zaman geçirmelerini
sağlamak iştahlarının artışında büyük rol oynar.
Arkadaşları ile birlikte yemek yiyebileceği ortamlar yaratmak,
yemeği eğlenceli hale getirir.
Özellikle sıcak havalarda, sık sık ağır yemekler yedirmek yerine
hafif ama besleyici yiyecekler tercih edilmelidir.
Kardeş ya da arkadaş kıskançlığı gibi çocukların yaşadığı
kıskançlıklar iştahlarını olumsuz etkiler.
Anne ve babaları tarafından dövülen ve sık azar işiten çocuklar,
yemek yemeyerek büyüklerini cezalandırmak isteyebilir.
Pişirilen yemeklerin lezzetli ve iyi pişirilmiş olması iştahı
artırıcıdır.
Yemeklerin, çok sıcak ya da çok soğuk olması yemek yeme isteğini
azaltabilir.
Yemek öncesi çok süt ya da su içmek daha az yemek yemeye neden
olur.
Bütün aile günün belirli saatlerinde hep birlikte sofraya
oturup, birlikte yemek yemesi çocuk için iyi bir model
oluşturur.
Çocuğu yemek yerken kendi haline bırakmak, bunu yaparken de
etrafı kirletmesine göz yummak gerekir.
İştahsızlıkla beraber, çocuklarda kilo alımı durduysa, halsizlik
gözleniyorsa, hareketsiz ve huzursuzsa, saçları cansız ve
dökülüyorsa, ishalse, ateşi varsa, cildi kuruysa, boğazında ya
da kulağında ağrı varsa mutlaka doktora danışılmalıdır.

