DÜŞÜK HAPI VE İĞNESİ
Gebeliği erken dönemlerde sonlandırıp düşüğe neden olduğu için düşük hapı olarak adlandırılan bu ilaç yaygın olarak RU486 olarak bilinmektedir. İlk kez Fransa’da Dr.
Etienne-Emile Baulieu tarafından 1980 yılında geliştirilmiştir. RU486 adı etken maddeyi üreten ilaç firması olan Roussel-Uclaf’ın ilk harflerinden gelirken 486 ise madde ile ilgili seri numarasıdır. RU486 adı artık pek kullanılmamakta bunun yerine ilacın etken maddesinin adı olan mifepriston tercih edilmektedir.
Fransa ve Çin ilacın en fazla kullanıldığı ülkelerdir. Bunlar dışında 20′ye yakın ülkede kullanımı serbesttir. Ancak bu ilaç eczanelerden kolaylıkla temin edilebilecek bir ilaç değildir. Hemen her ülkede satışı ve kullanımında sınırlandırmalar bulunur ve sadece yetkili doktorlar tarafından verilir. Bazı ülkelerde kontrolü sağlayabilmek için her hapın üzerinde bir numara bulunur ve bu sayede hangi hapı hangi doktor ya da kliniğin satın aldığı bilinebilir.
Amerika Birleşik Devletleri mifepristonun kullanımına uzun yıllar onay vermemiştir. Bu kararda kürtaj karşıtı grupların çalışmaları büyük ölçüde etkili olmuştur. Hatta bu gruplar ilacı üreten firmanın 2. Dünya Savaşı’nda Hitler Almanya’sına ölüm gazlarını satan firmanın bir kolu olduğunu ve sadece bu nedenle bile kullanımına izin verilmemesi gerektiğini ileri sürmüşlerdir. Kürtaj karşıtı grupların çalışmalarına rağmen yapılan uzun süreli klinik araştırmaların yanısıra kadın hakları savunucu grupların lobileri sonucu ülkenin ilaç ve gıda denetimi yapan ve bunların kullanılıp kullanılamayacağına karar veren en yetkili kuruluşu olan FDA (Food and Drug Administration) Eylül 2000′de ilacın ABD sınırları içinde belirli kurallar dahilinde kullanılmasına onay vermiştir.
Mifepriston ile ilgili düzinelerce bilimsel araştırma yapılmış olmasına karşın ilacın etkinliği ve güvenilirliği konusunda bilimsel arenada hala daha tartışmalar devam etmektedir.
DÜŞÜK HAPI NASIL ETKİ EDER? 
Hamileliğin sağlıklı bir şekilde devam etmesi yumurtalıklardan
salgılanan progesteron adı verilen hormona bağlıdır. Bu hormonun
yokluğunda embryonun yerleştiği endometrium tabakası dökülür ve
kanamayla atılır ve gebelik düşükle sonuçlanır. Mifepriston
vücutta bulunan progesteronu bloke ederek etki gösteren sentetik
bir anti-progesterondur. Mifepriston kullanıldığında sonuçta bir
düşük olayı meydana gelir.
Tek başına kullanıldığında her zaman düşük Gerçekleşmeyebilir. Tıpkı missed abortusta olduğu gibi bebek içeride ölür ancak rahim dışına atılamayabilir. Bu durumda düşük hapının amacına ulaşabilmesi için rahim kasıcı başka ilaçlar ile birlikte kullanılması gerekir. Bu amaçla en sık, gerçekte bir ülser ilacı olan ancak ikinci etki olarak içerdiği prostoglandin nedeni ile rahim kasılmalarını başlatan başka bir ilaç kullanılır.
ETKİNLİĞİ NE KADAR?
Mifepriston tek başına kullanıldığında başarı şansı yani
gebeliğin bir düşükle sonuçlanması olasılığı %60 civarındadır.
Rahim kasılmalarını başlatan ilaçla birlikte kullanıldığında ise
bu oran %92′ye çıkmaktadır. Ancak bu oranlar sadece 7 haftalığa
kadar olan gebelikler için geçerlidir. Yapılan çalışmalar iki
ilacın birarada kullanıldığı durumlarda 9. haftaya kadar
kullanılabileceğini göstermektedir. Ancak bu haftalara
ulaşıldığında kandaki progesteron seviyesi ilacın bloke
edebileceğinden daha fazla olduğu için başarı şansı azalır.
NASIL KULLANILIYOR?
Mifepriston kullanımı korunmasız bir ilişki sonrası alınan
haplar şeklinde uygulanan acil doğum kontrolü değildir. Ayrıca
düşük hapı ile istenmeyen bir gebeliği sonlandırmak,ağrı kesici
alıp baş ağrısını dindirmek kadar kolay bir işlem de değildir.
Aslında ilacın kadınlar ve doktorlar arasında yaygın olarak
tercih edilmemesinin temel nedeni de zahmetli olması ve işlemin
uzun sürmesidir. İstenmeyen gebeliğin ilaç yardımı ile
sonlandırılması 14 gün kadar sürebilir ve en az 3 kere doktor
ziyareti yapılması gerekir. İşlemin 3 temel aşaması vardır.
İlk aşama kürtaj olmak isteyen kadının tam bir muayenesidir.
Tıbbi özgeçmişinin irdelenmesi ve ilacın kullanımına engel bir
durumun olamadığı anlaşıldıktan sonra jinekolojik muayene ve
inceleme yapılarak dış gebelik olmadığı ve bebeğin 7 haftadan
büyük olmadığı saptanır. Daha sonra kişiye uygulama şekli, olası
yan etkileri konusunda bilgi verilir, işlemi ve potansiyel yan
etkilerini anladığına, işlemin yapılmasına izin verdiğine ve
gelmesi gereken günlerde kontrollere geleceğine dair yazılı bir
form imzalatılır. Daha sonra hastaya 3 adet mifepriston hapı
verilir. Kişi bu hapları doktorun gözetimi altında hemen
yuttuktan sonra beklemeye başlır. Kişinin hapları alıp başka
birisine vermemesi için doktorun gözü önünde yutması gerekir.
Hastaların yaklaşık yarısında 24 saat içinde kanama başlar ve
%3-6’sı ilk 48 saat içinde düşük yapar.
Kişi 48 saat sonra yeniden doktorunun yanına gider ve düşük olup
olmadığı veya bebeğin hala daha canlı olup olmadığı incelenir.
Eğer gebelik ürünü tamamen atılmadıysa düşüğün tamamlanması için
gerekli olan prostoglandin hapı verilir. Rahim kasılmalarının
neden olduğu ağrıların şiddetini azaltmak için ağrıkesiciler
reçete edilebilir.Hasta daha sonra 4-6 saat kadar doktorun
yanında bekler. Hastaların %90′ından fazlası bu süre içinde
düşüğü gerçekleştirir. Dört altı saat içinde düşük olmayanlar
ise evine gönderilir ve evde düşük yapması beklenir. Hastaya
acil durumlarda ne yapması gerektiği konusunda bilgi verilir.
Yaklaşık 14 gün sonra hasta kontrole çağılırır. Bu kontrolde,
düşüğün olup olmadığı, eğer olduysa içeride parça bulunup
bulunmadığı, enfeksiyon ve kanama gibi komplikasyonların varlığı
araştırılır. Eğer hala devam ediyorsa olası konjenital anomali
riski nedeni ile gebeliğin kürtaj ile sonlandırılması önerilir.
Komplikasyon varlığında uygun şekilde tedavi edilir.
YAN ETKİLER VE KOMPLİKASYONLAR
Yapılan çalışmalarda hastaların %99′unda aşağıdaki yan
etkilerden biri ya da birden fazlasına rastlandığı
gösterilmiştir.
Yan etki Görülme oranı%
Karın ağrısı ve kramp 97
Bulantı 67
Baş ağrısı 32
Kusma 34
İshal 23
Baş dönmesi 12
Halsizlik 9
Bel ağrısı 9
Kanama 7
Ateş 4
Viral enfeksiyon 4
Olguların büyük bir kısmında birden fazla yan etki görülmekte olup bu yan etkilerin %23′ü şiddetli olarak tanımlanmaktadır. Bu hastalardan bazılarının yan etkilerin tedavisi için hastaneye yatırılması gerekmiştir. Tıpkı kendiliğinden oluşan düşüklerde olduğu gibi mifepriston kullanımı ile gerçekleşen düşük de ağrılı bir olaydır.
Mifepriston kullanımına bağlı ölüm olguları bildirilmekle birlikte kontraendike olmayan hastalarda kullanıldığında yönteme bağlı ölüm oranı 200.000′de birdir. Bu oran kürtaj ile karşılaştırılabilecek düzeydedir. Ölümlerin ana nedeni aşırı miktarda kanama ve içeride parça kalması nedeni ile olan enfeksiyonlardır.
Dünya Sağlık Örgütünün araştırmasına göre RU486 kullanımı sonrası tam olmayan düşük gerçekleşmesi durumunda %30 olguda pelvik enfeksiyon ortaya çıkmaktadır. Bunun temel nedenlerinden birisi de ilacın bağışılık sistemini baskılayıcı özelliğidir.
Hastaların %9′unda kanama 30 günden uzun sürmektedir. %7 hastadada kanamayı kesmek için tıbbi tedavi uygulanması gerekirken daha az olguda kan nakli gerekli olmaktadır. Yaklaşık %8 hastada kan hemoglobin değeri %20 oranında düşmektedir.
Öte yandan düşüğü tamamlamak üzere verilen prostoglandin hapının üretici firması ilaç prospektusünde bu ilacin düşük yapmak için kullanılmaması gerektiğini belirten bir ibare bulundurmaktadır. Firma 23 Ağustos 2003 tarihinde tüm sağlık çalışanlarına gönderdiği bir mektupta söyle demektedir: “İlacın hamile kadınlarda üretim amacı dışında kullanımına bağlı olarak anne ve bebek ölümleri, cerrahi onarım gerektiren rahim delinmeleri ve yırtılmaları, histerektomi (rahimin alınması), salpingo-ooferektomi (tüp ve yumurtalıkların alınması), amniyon sıvı embolisi, aşırı vajinal kanama, içeride parça kalması, şok ve kasık ağrısı da dahil olmak üzere ciddi yan etkiler görülebilir. Firma ilacın ülser tedavisi dışında hamile kadınlarda düşük yaptırmak amacıyla kullanımını şiddetle onaylamamaktadır.”
KİMLER KULLANAMAZ?
Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi (FDA) aşağıdaki durumların
varlığında RU-486′nın kullanımını kesinlikle sakıncalı
bulmaktadır:
7 haftadan büyük gebelikler
Sprial varlığı
Dış gebelik varlığı
Böbrek üstü bezi ile ilgili patolojilerin varlığı
Kanı sulandıran ilaçların kullanımı
Kanama sorunu olması
Steroid kullanımı
İlaç kullanımını takiben 2. ve 3. aşamalarda kontrole gelme
olanağının olmaması
Acil müdahale edilebilecek olanakların olmaması
Kullanılan ilaçlara karşı bilinen bir alerji olması
Öte yandan aşağıdaki durumların varlığında da risklerin yüksek
olması nedeni ile mifepriston kullanılması önerilmez.
18 yaşından küçük olmak
35 yaşından büyük olmak
Sigara içiyor olmak
Astım hastalığı
Glokom hastalığı
Kalp kapakçık hastalığı
Tansiyon düşüklüğü
Orak hücreli anemi
Karaciğer, akciğer ve böbrek hastalığı
Damar tıkanıklığı
Şeker hastalığı
Kalp hastalığı
Yüksek tansiyon
Anemi
Pelvik iltihabi hastalık varlığı
MİFEPRİSTON İLE DÜŞÜK GÜVENLİ MİDİR?
Tüm bu olası yan etkilerine ve pekçok kadında kullanımının
sakıncalı olmasına rağmen uygun kişilerde ve kurallarına uygun
şekilde kullanılığında mifepriston ile istenmeyen gebeliklerin
sonlandırılması güvenli bir yöntem olarak kabul edilmektedir.
UZUN DÖNEM ETKİLERİ NELERDİR?
1982 yılından beri yapılan klinik çalışmalarda mifepristona ait
uzun dönemde olumsuz sayılabilecek bir etki saptanamamıştır.
Ancak süre son derece kısa bir süredir ve uzun dönemde kesin
olarak zararsızdır diyebilmek için daha fazla çalışmaya ve
veriye gerek vardır.
DÜŞÜK HAPININ AVANTAJLARI NELERDİR?
Cerrahi bir işlem gerektirmez
Genel anesteziye ait riskleri taşımaz.
Kürtaja ait komplikasyon risklerini taşımaz
Gelişmekte olan ülkelerde uygun şartlarada yapılmayan kürtajlara
bağlı ölüm ve komplikasyon riskini azaltır
DÜŞÜK HAPININ DEZAVANTAJLARI NELERDİR?
Her kadın için uygun bir yöntem değildir. Gerçekte pek çok kadın
bu ilacın kullanımı açısından kontraendikasyon grubuna girer
İstenmeyen etkiler daha fazladır
Normalde 10-15 dakika süren kürtaja göre genelde çok uzun zaman
alır (yaklaşık 14 gün).
Hastanın belirli aralıklarla doktora gitmesini gerektirir.
Nispeten yeni bir yöntem olduğu için uzun dönem etkileri tam
açık değildir.
Hastaların yaklaşık %10′unda başarısız olduğu için yine bir
kürtaj gerekir.
İçeride parça kalma olasılığı kürtaja göre daha fazladır.
DÜŞÜK HAPI YAYGIN OLARAK KULLANILIYOR MU?
Düşük hapı olarak tanımlanan mifepriston kullanıma girdiği
zamanlarda doğum kontrol hapından beri yapılan en önemli buluş
olarak lanse edilmişti ve klasik kürtaja son vereceği
öngörülmüştü. Oysa aradan geçen 20 yıla yakın sürede bu öngörü
gerçekleşemedi. Avrupada 600.000, Çin’de 2.000.000′dan fazla
kadın istemedikleri hamileliklerini bu yöntemle
sonlandırmalarına karşın hala daha kürtaj eski önemini koruyor.
Amerika Birleşik Devletlerinde ilacın kulllanıma girmesinin
birinci yıldönümünde yapılan bir araştırmada jinekologların
kürtaj isteyen hastaların sadece %6-12’sine bu yöntemi teklif
ettikleri, kadınların ise sadece %3.5-4′ünün kendilerine
önerilen yönteme onay verdiği ortaya çıktı.
Doktorların hapa sıcak bakmamalarının başta gelen nedeni hala daha yöntemin güvenilirliği hakkında duydukları endişe. Öte yandan sigorta sisteminin doktor hatalarında verdiği yüksek cezalardan duyulan korku da işin bir başka yönü. Düşüğün kürtaja göre çok daha uzun sürmesi ve daha yakın ve sık takip gerektirmesi de jinekologların mifepristona sempati duymamalarının bir diğer nedeni. Tedavi sırasında görülen az sayıda ölüm vakası nedeni ile üreten firmaların doktorlara gönderdiği ilaçların güvenli olduğu ancak çok dikkatli kullanılması gerektiği şeklindeki uyarı mektupları da jineklogların endişelerini arttıran bir başka faktör.
Kadınlar açısından bakıldında ise zaten psiklojik yönden travma yaratabilen gebeliği sonlandırma işleminin çok uzun ve zahmetli olması yöntemin bu kadar düşük oranda tercih edilmesinde en önemli etken. Bir başka önemli etken de tedavinin maliyeti. Kürtajın ortalama 300-400 dolara mal olduğu A.B.D.’de pekçok klinik ve doktor hap ile kürtaj için yaklaşık 100 dolarlık ek fatura çıkartıyor. Bazı merkezler ise kürtaj ile düşük hapı tedavisi arasında 2 kata ulaşan fiyat politikaları uyguluyor. Bu farkın nedeni daha fazla takip gerektirmesi ve malpraktis nedeni tazminat ödeme riskinin kürtaja göre daha yüksek oluşu.
ÜLKEMİZDE DURUM?
Türkiye’de şu anda mifepriston satışta değil. Üretici firmanın
Türkiye’de de bu ilacı pazarlamak üzere Sağlık Bakanlığına
ruhsat başvurusu yapıp yapmadığı konusunda ise bir bilgim yok.
Kısacası bugün için ülkemizde istemedikleri bir hamileliği
sonlandırmak isteyen kadınlar için tek yöntem kürtaj. Ülkemizde
kürtaj son adet tarihinden itibaren 10. haftaya kadar serbest.
Bu haftadan sonra ise ancak bebekte bir anomali saptandığında ya
da hamileliğin devamının anne adayının hayatını tehlikeye
soktuğu durumarda birden fazla doktorun kararı ile
yapılabiliyor.


