HAMİLELİK BELİRTİLERİ
Hamilelik (Gebelik) Belirtileri Gebelik`in teşhisi çok kere kolaydır. Ancak başlangıçta daha döl yatağı küçükken bazen anlaşılması güç olabilir. Ancak ilerlemiş
hamilelik`lerin bile
«ur» sanıldıkları hattâ bu «ur»un çıkarılması için kadının
ameliyat bile edildiği görülmüştür, ilerlemiş bir Gebelik`in
«ur» sanılması çok kere döl yatağında öteden beri bazı habis
olmayan urların varlığı bilinen kimselerde olmaktadır
Eğer bu kimse aynı zamanda çok şişmansa hekimin yanılma şansı
artabilir. Dikkatli bir hekimin şişman ve urlu bir döl yatağına
sahip bir kadında bile Gebelik`i teşhis edebilmesi gerekir.
Gebelik`in tespitinde faydalanılan belirtileri, «kesin Gebelik
belirtileri» «kesin olmayan hamilelik belirtileri» ve «Gebelik
ten ileri geldiği sanılan belirtiler» diye bölümlere ayıranlar
vardır.
A. Hamilelik kesin belirtileri:
a) Fetus'un kalp sesinin duyulması ve sayılması. Hekim bu amaçla
özel bir dinleme aleti kullanır; Çok kere ancak 18-20.
haftalarda anlaşılabilir. Dakikada 120-140 defa attığından
annenin nabzından ayırdedilebilir.
b) Aktif fetus hareketlerinin muayene eden hekim tarafından
tespiti; Beşinci aydan sonra elin karın üstüne koyulması ile
hissedilebilir.
c) Fetus iskeletinin röntgen filminde görülmesidir. Bu
belirtilerden herhangi birinin tespiti hamilelik teşhisini
kesinlikle koydurur. Ancak dördüncü aydan sonra görülür. Fetusu
röntgen ışınına maruz bırakmanın çocuğun gelişimini
etkileyebileceği şüphesi mevcut olduğundan çok mecbur kalmadıkça
kadın-doğum uzmanları bu yola başvurmazlar.

B. Gebelik `in kesin olmayan belirtileri:
a) Karnın büyümesi;
b) döl yatağının boyutlarının, şeklinin ve kıvamının değişmesi;
c) fetus'un içi sıvı dolu amniyon kesesinin sallanması sonucu
hissedilmesi;
d) serviksteki bazı değişiklikler;
e) zaman zaman döl yatağı kasıntıları;
f) fetus'un bölümlerinin ayırdedilmesi;
g) Gebelik testlerinin pozitif sonuç vermeleridir. Bu bulgular
hamilelik dışı nedenlerle de ortaya çıkabilir.
a) Karnın büyümesi: ilk hamilelik te, karın duvarındaki kaslar
daha dirençli olduğundan dölyatağının arkadan dayanması sonucu
dışarı doğru az göçeceklerinden ancak ilerlemiş Gebelik ler bu
şekilde farkedilebilir. ikinci ve sonraki Gebelik`lerde ise daha
erken aylarda bu bulgu ortaya çıkabilir. Karında büyüyen
herhangi bir ur da bu genişlemeğe yol açabilir.
b) Döl yatağındaki değişmeler: Döl yatağı zamanla büyür ve ancak
üçüncü aydan sonra mesanenin önünde bulunan «semfiz» kemiğinin
seviyesinden yukarı çıkar. Ayrıca, kadın-doğum uzmanı yaptığı
muayenede yaklaşık olarak altıncı hafta serviksi ve dölyatağının
korpus adı verilen kubbemsi bölümünü sert, ikisi arasında kalan
bölümü ise yumuşak olarak hisseder. Buna Hegar belirtisi adı
verilir. Bazı dölyatağı ve yumurtalık urlarının hekimleri
yanıltabileceği ve her rahim büyümesinin Gebelik anlamına
gelmeyeceği ortadadır.
c) Herhangi bir plastik torbaya su doldurulsa ve içine, özgül
ağırlığı bu suyun içinde dibe çökmeden ama tam olarak batmış bir
şekilde yüzmesine elverişli küçük bir cisim koysak ve bu torbayı
elimizde tutup sallasak yüzen cisim zaman zaman gelip torbayı
tutan ellerimize çarpacaktır. Kadın doğum uzmanı da bu şekilde
dölyatağını hafifçe oynatarak bazen içinde ki fetus'u
hissedebilir. Karın boşluğunda az miktar su toplanması ile bir
arada görülebilen ufak yumurtalık urlarında da bu belirti mevcut
olabileceği için bu da kesin olmayan belirtiler arasında
sayılmaktadır.
d) Serviksteki değişiklikler: Hamilelik`in ikinci ayının başında
serviks yumuşar. Serviks bazı iltihabi durumlarda, doğum
kontrolü hapı kullananlarda da yumuşayabilir.
e) Hamilelik te döl yatağı zaman zaman herhangi bir. ağrıya yol
açmayan kasıntılar yapar. Hamilelik`in başlangıcında da
hissedilebilen bu kasıntılara BraxtonHicks kasıntıları adı
verilir. Dışarı akamadığı için içinde kan toplanmış olan
dölyatakları bu şekilde kasılabilir.
f) Hamilelik`in ikinci yarısında kadın-doğum uzmanı fetus'u.
sertçe bir baş ve gövde bölümleri olarak hissedebilir; bazı
rahim urlarının «fetus başı» zannedilerek yanlışlıklara yol
açtıkları görülmüştür.
g) Hamilelik testleri; Seken adetin ilk gününden yaklaşık olarak
10 gün sonra doğru cevap vermeğe başlarlar. Zira genellikle
çocuk sonunun (plasentanın) salgıladığı koryonik gonadotrofin
hormonunun varlığını tespit esasına dayanmaktadırlar ve 1 litre
idrar içinde 3.000 ünite gibi belli bir miktara ulaşmadan klasik
hamilelik testleri doğru cevap vermemektedirler. Bazı tip
kanserlerde de gerek erkekte gerekse kadında bu testlerin müspet
sonuç verdikleri de bir gerçektir.
C. Hamilelik ten ileri geldiği sanılan belirtiler:
Bunlar a) adetin sekmesi, b) göğüslerdeki değişiklikler; c)
genellikle sabahları hissedilen bulantılar; d) fetus
hareketlerinin anne tarafından hissedilmesi; e) vajina'daki renk
değişikliği; f) gövdenin belirli yerlerinde, derideki
koyulaşmalar; g) idrar zorlukları; h) yorgunluktan ibarettir.
a) Adetin sekmesi: Her kadında zaman zaman adetin bir kaç gün
kadar sekmesi olağandır. Ancak bu sekme 10 günü aşarsa
hamilelikten şüphelenilmelidir. Bazı kadınlarda hamilelik`e
rağmen, çok az miktarda vajina yolu ile kanama görülebileceği
bilinir. Halk buna «üstüne görme» adını vermektedir. Bu
kanamanın hamilelik`in 40. gününden önce görülmesinin, hamilelik
ürününün dölyatağı zarı içine yuvalanmasına bir tepki olduğu
iddia edilmektedir. Adetin psikolojik etkiler sonucu veya
hormonsal düzensizliklere bağlı olarak da kesilebileceği
bilinmektedir.
b) Göğüslerdeki değişiklikler: Çok kere ilk hamilelik te daha
çok anlam ifade eder. ikinci ve sonraki hamilelik lerde
göğüslerdeki değişiklikler ilkinde olduğu kadar göze çarpıcı
olmaz. Hamilelik`in ilk ayında kadın, göğüslerinin sızladığından
yakınır; ikinci ayından sonra dokunmakla sertleşme ve meme
ucunun etrafındaki koyu halenin daha da koyulaşıp genişlediği,
memenin boyutlarının büyümeğe başladığı görülür. Bütün bu
değişikliklerin bazı hormon salgılayan yumurtalık urları varken
de görülebileceği bilinmektedir.
c) Sabah bulantıları: Çok kere hamilelik`in ilk ayı sonuna doğru
ortaya çıkan bu durum genellikle altı-sekiz hafta sonra sona
erer. Daha önce başlayıp çok daha uzun süren bulantılara ve
kusmalara da rastlanabilir.
d) Hamilelik`in 18-20. haftalarından itibaren anne, çocuğun
hareketlerini hissettiğini ifade eder. Bazı bağırsak hareketlen
anne tarafından yanlışlıkla çocuk hareketleri olarak
yorumlanabilir. Her bulantı ve kusmanın hamilelik`ten ileri
gelmediği bilinmektedir.
e) Döl yolu kan damarlarına gelen kan oranı çoğaldığından bu
bölge eskiye göre daha morumsu bir renk alır. Üreme organlarına
gelen kan miktarını çoğaltan diğer durumlarda da bu görülebilir.
f) Göğüslerin uçlarını çevreleyen hale, göbeğin altındaki normal
zamandaki belli-belirsiz olan deri çizgisi hamilelik`te
koyulaşır. Bazı kadınların elmacık kemikleri üstündeki ve
alınlarındaki deride de koyulaşmalar görülür ki buna «hamilelik
maskesi» adı verilir. Bu deri koyulaşmalarının hamilelik dışı
durumlarda da görülebileceği bilinmektedir.
g) Büyümekte olan dölyatağı, önünde bulunan mesaneye baskı
yaparak hamile kadında sık sık idrar etme ihtiyacının
belirmesine yol açabilir. Bazı idrar yolu iltihapları ya da bu
şekilde basınca yol açabilen bazı urlar da aynı hissi
doğurabilirler.
h) Hamilelik sık sık nedeni bilinmeyen bir şekilde aşırı
yorgunluğa yol açmaktadır.

