DİABETLİ ANNELERDE HAMİLELİK
Şeker hastalığı ya da tıptaki adıyla "diabetes mellitus", vücudun insülin hormonunun hiç üretmemesine, vücudun ihtiyacını karşılayacak kadar üretmemesine ya da
üretilen insülinin
yeterince etki gösterememesine bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.
İnsülin vücutta olmayınca da, besinlerle alınan şeker ihtiyaç
duyan hücrelere giremez.
İnsülin, kanda dolaşan şekerin vücuttaki hücrelere alınarak
kullanılmasını ve vücudun ihtiyacı olan enerjinin üretilmesini
sağlar. Şeker hastalarında bu insülin hormonu yetersiz
olduğundan, besinlerle alınan şeker yeterince kullanılamaz.
Şeker kan dolaşımında kalarak kan şekerini yükseltir. Bunun
sonucunda kan şekeri toklukta aşırı yüksek olduğu gibi açlıkta
da yüksek seyreder. Hücreler şekersizlik çekerken, kanda şeker
normal değerlerin üstüne çıkar. Kan şekeri seviyesinin yüksek
seyretmesi ve yüksekliğin uzun yıllar devam etmesi kan damarları
üzerinde birçok yoldan olumsuz etki yaratır. Damarlardaki
bozukluk başta göz, böbrek ve kalp olmak üzere tüm organlarda
hastalık süresi ile direkt ilişkili olarak çeşitli bozukluklar
meydana getirir.
Herhangi bir nedenle pankreastan salgılanan insülin yetersiz
olursa Diyabet Tip 1, insülin yeterli olmasına rağmen hücreler
şekeri kullanamıyorsa Diyabet Tip 2 ortaya çıkar. Her iki
durumda da kan şekeri yüksek seyreder ve vücuttaki organlara
zarar verir. Diyabet Tip 1, genellikle erken yaşlarda belirti
verir ve tedavisinde insülin kullanılır. Diyabet Tip 2 ise
genellikle ileri yaşlarda ortaya çıkar. Kan şekerinin hücreler
tarafından kullanımındaki bozukluğu gidermeye yönelik ilaçlar
kullanılır.
Şeker hastalığı, ilk kez hamilelikte de ortaya çıkabilmektedir.
Buna da, 'gebeliğe bağlı şeker hastalığı' ya da tıptaki adıyla 'gestasyonel
diabetes mellitus' adı verilmektedir. Gestasyonel diyabet tüm
hamilelerin yaklaşık %5'inde ortaya çıkar.
Hamilelikte ortaya çıkan şeker hastalığı
Hamilelik dönemince, bebeğin gelişimi için bazı hormonlar
normalden daha fazla salgılanır. Hamilelikte artan gebelik
hormonları ise diyabetin oluşmasında önemli rol oynar. Yükselen
kan şekeri doğrudan çocuğa plasenta yoluyla geçer. Bu durumda
çocuğun pankreası sürekli uyarılarak çocuğun kilosunda hızlı
artış oluşur. Bu durum iri bebek doğumuna sebep olduğu gibi
ileride bu iri çocukların beslenmesine ve egzersizine özen
gösterilmezse aşırı şişman ve şeker hastası olmaları riski de
artar.
Gebelik döneminde şeker tanısı koymak için yapılması gereken
sadece, hamileliğin 24. ve 28. haftaları arasında 50 gr glukoz
ile tarama testi yapılmasıdır. Bu test, günün herhangi bir
saatinde suda eritilen 50 gram şeker içildikten 1 saat sonraki
kan şekeri değerine bakılmasıdır. Testin olumlu çıkması
durumunda yine hamileliğin 24. ve 28. haftaları arasında, 12
saatlik bir açlık süresi sonunda 'açlık kan şekeri' ve suda
çözünmüş 100 gram glikozun içilmesinden bir, iki ve üç saat
sonra damardan kan alınarak 'tokluk kan şekeri' ölçümü yapılır.
Bu dört ölçümden iki ya da daha fazlasının yüksek çıkması
durumunda gestasyonel diyabet tanısı kesinleşir. Gestasyonel
diyabet tanısı konduktan sonra tedavi diyetle ya da insülin
kullanılarak yapılır. Şeker düşürücü ilaçlar kesinlikle
hamilelikte kullanılmaz.
Hamilelikte, kan şekerinin yüksek olması bebeğin anne karnında
aniden ölme riskini artırır. Ayrıca doğum sırasında bebek
açısından bazı problemler ortaya çıkabilir.
Gestasyonel diyabeti olan ve insülin kullanan anne adayı bebek
hareketlerine duyarlı olmalıdır. Anne adayı bebeğinin az hareket
ettiğini farkederse doktorunu mutlaka aramalıdır. Ayrıca belli
bir haftadan sonra hamilelik dönemi hastaneye yatırılarak takip
edilir ve son haftalardaki duruma göre doğumun nasıl olacağına
karar verilir.


