HASTALIKLAR
ALFABETİK SIRASIYLA HASTALIKLAR
A-B-C-Ç-D-E-F-G-H-Iİ-J-K-L-M-N-O-Ö-P-SŞ-T-UÜ-V-Y-Z
- K -
Kabakulak: Daha çok çocuklarda görülen bulaşıcı bir
hastalıktır. Hastanın ağzından çıkan tükürük damlacıklarıyla
bulaşır. Tıp dilinde parotitis epidemica denilen bu hastalık;
genellikle kulak altında bulunan tükürük bezlerinin
iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. Kuluçka devresi, 18 gündür.
Hastanın ateşi birdenbire yükselir, genel bir halsizlik görülür.
Çok defa kulağın ön ve altında bulunan tükürük bezleri şişer ve
acıma hissi duyulur. Yanak ve kulağın altı kabarır, kulak memesi
de hafifçe yukarı doğru kalkar. Ağızda kuruluk, dilde pas
vardır. İştah da azalmıştır. Bu durum birkaç gün devam ettikten
sonra tükürük bezlerindeki şişlik yavaş yavaş kaybolmaya ve
hasta iyileşmeye başlar. Hastalığın kendisi çok tehlikeli bir
hastalık olmadığı halde; başka hastalıklara zemin hazırlar. Bu
hastalıklar arasında; pankreas, gözyaşı keseleri, böbreküstü
bezleri, erkeklerde husyeler, kadınlarda yumurtalıkların
etkilenmesi önemli sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle en iyi
şekilde tedavi edilmesi gerekir. Hastanın sağlıklı kimselerle
konuşması, görüşmesi önlenir. Sulu yiyecekler verilir. Kabız
olmaması sağlanır.
Kabızlık: Tuvalete hiç çıkmama veya çok seyrek çıkmaya
kabızlık, peklik ya da inkıbaz denir. Tıp dilinde ise
konstipasyon adı verilir. Yeterince sulu şeyler yememe, sinir
bozukluğu, bağırsak tıkanıklığı, sindirim sistemi bozuklukları,
hormon dengesizliği, basur, fıtık boğulması, kabızlığı doğuran
nedenler arasındadır. Ayrıca günlerinin büyük bir kısmını
oturarak geçirmek zorunda olanlarla, hamilelerde ve yaşlılarda
görülür. Öncelikle kabızlığa neden olan hastalığı tespit etmek
gerekir. Esas nedeni tespit etmeden alınacak müsil ilaçları kötü
sonuçlar doğurabilir. Kabız omayı önlemek için, sebze çorbaları
ve yemekleri, mercimek, ıspanak, salata, balık ve çavdar ekmeği
yemek çok faydalıdır. Ayrıca erik reçeli, bal, üzüm, kayısı veya
elma yemek; bol su veya şerbet içmek de yararlıdır. Müzmin
kabızlıktan şikayet edenlerin de; fazla et, yumurta, peynir,
beyaz ekmek, muz gibi yiyecekleri azaltmaları, kahve çay ve
sigarayı en az miktara indirmeleri, alkolü bırakmaları gerekir.
Kabızlığı gideren ilaçların fazla miktarda ve uzun süre
kullanılması kötü sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle ilaçları
kullanırken tavsiye edilen miktarları aşmamak gerekir.
Kalp hastalıkları: Düzensiz bir hayat, yorgunluk, sinir
bozuluğu, şiddetli romatizma veya doğuştan meydana gelen kalp
hastalıklarında; daha geniş bir ifadeyle bütün kalp
hastalıklarında aşağıdaki maddelere dikkat etmek gerekir.
- Sinirlenmeyin
- Sigarayı bırakın
- Şişmanlamamaya ve kilonuzu muhafaza etmeye çalışın
- Fazla yorucu işler yapmayın
- Uyku ve dinlenmenizi ihmal etmeyin
- Koşmayın, acele etmeyin.
- Her gün bir öncekinden daha iyi olduğunuza inanın
- Kabız olmamaya dikkat edin
- Çürük dişleriniz varsa, tedavi ettirin
- Fazla miktarda yağlı sığır veya koyun eti, sütlü şeyler
yemeyin. Konserve, pastırma, salam, peynir, turşu, balık ve
çikolata gibi şeyleri mümkün olduğunca azaltın.
- Yemeklere tuz koymayın. Yemeklerinizi mısırözü, ayçiçeği veya
haşhaşyağı ile hazırlayın
- Bol bol taze sebze ve meyve yiyin
- Bol bol yoğurt yiyin
Kalp ağrısı: Kalp üzerinde hissedilen ağrıya tıp dilinde
prekardiyal ağrı denir. Kalp ağrısı nefes darlığı ve şok ile
görülürse; enfarktüs krizinden şüphe edilir. Bu gibi durumlarda
hastayı fazla hareket ettirmemek, istirahat etmesini sağlamak ve
doktora başvurmak gerekir. Kalbin ön kısmında devamlı olarak
ağrı varsa; nedeni psikolojik olabilir.
Kalbin hızlı atması: Kalbin; dakikada 90'dan fazla
atmasına, tıp dilinde taşikardi denir. Ancak bu sayı, yaş
gruplarına göre değişir.
Normal Kalp Atışları :
0 - 1 yaşları arasında; dakikada 120-140
1 - 3 yaşları arasında; dakikada 90-120
3 - 7 yaşları arasında; dakikada 90- 100
7 - 20 yaşları arasında; dakikada 80 - 90
20 yaşından sonra; dakikada 60-80
arasında değişir.
Her yaş grubunda; normal atışın 1 fazlası; kalbin hızlı attığını
gösterir. Kalbin atışları, göğüsten, köprücük kemiği üzerindeki
nabızdan veya el bileğinin dış kısmında, kemikle kiriş
arasındaki yerden sayılabilir.
Taşikardi; her zaman kalp hastalığının belirtisi değildir. Çünkü
koşmak, sindirilmesi güç şeyler yemek, heyecanlanmak, sigara,
içki, çay, kahve içmek, zehirlenmek, bazı ilaçlar ve kadınların
aybaşı halleri taşikardiye neden olabilir. Bu çeşit taşikardi,
nedenin ortadan kalkmasıyla geçer.
Ancak kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları, ateşli hastalıklar
ve zehirlenmeler de taşikardi yapar. Bu nedenle, doktora
başvurmak gerekir.
Kalp romatizması: Romatizma, iyi tedavi edilmeyecek
olursa; kalbin içindeki kapakçıklara yerleşir. Bu
kapakçıklardan; en fazla mitral kapakçık etkilenir ve daralıp,
sertleşir, büzülür. Daha çok kadınlarda görülen kalp romatizması
sonucu ortaya çıkan hastalığa mitral darlığı veya mitral stenoz
denir. Hastada nefes darlığı, kuru öksürük, sık sık soğuk alma,
morarma, el ve ayaklarda üşüme ve yorgunluk görülür. Tedavinin
ilk şartı üzülmemek, her gün bir öncekki günden daha iyi
olduğuna inanmak ve doktorun tavsiyelerine uymaktır.
Kalp yetmezliği: Kalbin sağ, sol veya her iki
karıncığının; içindeki kanı, her vuruşunda muntazaman
boşaltamaması şeklinde ortaya çıkar. Üç şekilde görülür. Sol
Kalp Yetmezliği : Hastada nefes darlığı ve kuru öksürük vardır.
Geceleri daha zor nefes alır. Çarpıntı, baygınlık ve terleme
görülebilir. Buna kalp astımı adı verilir. Nedeni; aort veya
mitral kapaklarının hastalanması veya koroner rahatsızlığıdır.
Sağ Kalp Yetmezliği : Hastanın ayak ve ayak bilekleri şişer.
Buralara, parmakla bastırılınca bir süre çukur kalır. El, ayak
ve yüzde morarmalar; hazımsızlık ve iştahsızlık görülür. Nedeni,
mitral kapağı hastalığı, müzmin bronşit veya doğuştan olan kalp
hastalığıdır.
Kaonjestij Kalp Hastalığı: Sağ ve sol kalp yetersizliği
bir arada olduğu zaman görülür. Nedeni aort veya mitral
kapaklarının hastalanması, müzmin bronşit veya akciğer
hastalıkları, romatizma ve tiroid hastalıklarıdır.
Aşağıdaki tavsiyelere uymak gerekir:
- Sigara içmeyin
- Yemeklere fazla tuz koymayın
- Uykularınızı ihmal etmeyin
- İstirahat edin ama devamlı olarak yatmayın
- Sinirlenmeyin, üzülmeyin, her şeyi kendinize dert etmeyin
Kalınbağırsak iltihabı: Daha ziyade bağırsakları zayıf
olanlarda görülen bir hastalıktır. Bazen iltihapla birlikte
ülser de görülür. Buna tıp dilinde ülserli kolit denir. Hastalık
aniden başlayıp, hiç beklenmedik bir anda kaybolabilir. Hastada
aniden veya yavaş yavaş gelen ishal görülür. Dışkısı kanlıdır.
Hasta, karın ağrılarından şikayet eder, ateşi de yüksektir.
Doktora başvurmak şarttır. Bu arada istirahat etmek ve bol
vitaminli gıdalar almak gerekir. Alkol, fazla miktarda meşrubat
ve süt içilmez. Çekirdek gibi kabuklu şeyler yenmez.
Kan çıbanı: Kılların dibinde başlayıp süratle büyüyen bir
iltihaptır. Özellikle sırt, ense ve yüzde meydana gelir. Nedeni
stafilokok cinsi mikroptur. Tıp dilinde füronkül denir. Kan
çıbanı küçük kırmızı ve sert bir şişliktir. Büyüdükçe ağrısı ve
gerginliği artar. En sonunda baş verir. Bir süre sonra da orta
kısmı yumuşar, sarılaşır ve içindeki cerahat boşalır. Kabuk
döküldükten sonra da yerinde ufak bir iz kalır. Kan çıbanlarını,
kesinlikle sıkmamak ve hatta dokunmamak gerekir.
Kan işemek: Tıp dilinde hematüri adı verilen bu durum,
önemli bir hastalığın işareti olabilir. Bu nedenle vakit
kaybetmeden bir doktora başvurmak gerekir. İdrarda kan
görülmesi; idraryolu iltihabı, prostat iltihabı, mesane taşı,
böbrek kanaması, böbrekte taş veya kum, kan hastalıkları veya
bir başka hastalığın belirtisi olabilir. Ayrıca bazı ilaçlar ve
gıdalar da idrarda kan görülmesine neden olabilir. Örneğin
çilek, domates, ıspanak veya ağrı kesici ilaçlar kan işemeye
neden olabilir.
Kan tükürmek: Tıp dilinde hemoptizi denilen kan tükürmek,
önemli bir hastalığın habercisidir. Akciğer kanseri, verem,
bronşit, mitral darlığı veya zatürreeden şüphelenilir. Ancak
dişeti kanaması gibi pek önemli olmayan bir durumda olabilir. Bu
nedenle, hastanın sırtına bir yastık konup, oturtulur. Vakit
kaybetmeden doktor çağrılır.
Kanda kolestrol yüksekliği: Kolestrol, kanda, sinirlerde,
beyinde, karaciğerde, dalakta, böbrek üstü bezlerinde ve safrada
bulunan, yağ yapısında, kristal gibi beyaz görünümde bir
maddedir. Görevi dokulardaki su dengesini sağlamak, alyuvarları
zehirlere karşı korumak, sinir dokularının dayanıklığını
sağlamak ve deri altında, dışarıdan gelecek mikroplara karşı
koruyuculuk yapmaktır. 100 gram kanda; 180-230 miligram
kolestrol bulunur. Bu miktar normaldir. 230 miligram kolestrol
miktarı, kanda kolestrolün yükselmiş olduğuna işarettir. Tedavi
edilmezse; damarsertliği, beyin ve kalpteki ince damarların
tıkanmasına neden olur. Meydana Gelişi : Böbrek üstü bezleri,
husyeler, yumurtalıklar bünyenin ihtiyacı olan kolestrolü imal
ederler. Ayrıca hayvansal yağlar, süt, yumurta ve bitkisel
hormonlarla da kolestrol alınır. Kanda, kolestrolün yükseldiğini
anlamak için bir seri test yapmak gerekir. Ayrıca, hastanın
cildinde oluşan sarı lekeler, göz altlarında beliren siyah
halkalar, göz akında görülen sarı lekecikler, genel yorgunluk,
iştahsızlık, hazımsızlık, baş dönmesi, baş ağrısı, görme
zayıflığı, ağız acılığı, nefes ve ter kokusu kolestrolün
yükselmiş olduğuna işaret olabilir.
Kanser: Kanser; anormal vücut hücrelerinin başıboş
kontrolsüz bir şekide üremeleri ile meydana gelen bir çeşit
hastalıktır. Başka bir deyişle vücutta meydana gelen kötü
tümörlere kanser denir. Kanser hücreleri, ya etraftaki dokuları
istila ederek ya da ak veya kırmızı kan damarları ile vücudun
diğer taraflarına yayılır. Buna metastaz (yavrulama) denir.
Kanserin esas nedenini bilinmemekle beraber, hava kirliliği, ve
sigaranın kansere zemin hazırlayıcı oldukları ileri
sürülmektedir. Kanserden korkmayınız, geç kalmaktan korkunuz! Bu
nedenle aşağıdaki belirtilerin biri görüldüğü zaman doktora
başvurunuz.
- Makat veya rahimden gelen anormal kanama veya akıntılar
- Göğüslerde veya vücudun herhangi bir yerinde görülen ve ele
gelen şişlik veya sertlikler
- İyileşmeyen yaralar
- Ses kısıklığı veya belirli bir sebebi olmayan öksürük
- Yutma güçlüğü ve hazım bozuklukları
- Ben ve siğillerde görülen değişmeler
Bu işaretlerin herhangi biri iki haftadan fazla devam ederse
mutlaka doktora başvurmak gerekir.
Kanserin görüldüğü yerler aşağıda gösterildiği şekilde tespit
edilmiştir.
- Beyin ve omurilikte %1
- Ciltte %10
- Tenasül yollarında, erkeklerde %10, kadınlarda % 6
- Memelerde %14
- Sindirim sisteminde %25
- Solunum yollarında, erkeklerde %2, kadınlarda %3
- Karaciğer ve safra kesesinde %3
- Diğer organlarda %8
Bu bilgilerin ışığı altında, akciğer, deri, dil, dudak, gırtlak,
mide, incebağırsak, kalınbağırsak, mesane, meme, ve prostat daha
fazla görüldüğü söylenebilir.
Kanser tedavisinde uygulanan makro biyotik gıda rejiminin çok
etkili olduğu, bu rejimi uygulayan hastaların iyileştikleri ve
sağlıklı kimselerin de kanser olmadıkları ileri sürülmektedir.
Kansızlık: Tıp dilinde anemi denilen kansızlık, kandaki
kırmızı hücrelerin veya hemoglobin denilen kırmızı maddelerin ya
da her ikisinin de azalmasıdır. En önemli nedeni yeteri kadar
beslenememektir. Ayrıca, müzmin basur kanamaları, aybaşı
kanamalarının haddinden fazla olması, doğuştan olan bazı
hastalıklar, romatizma, lösemi ve kanserde de görülür.
Kansızlığın tipik belirtileri şöyle özetlenebilir. Yüzde
solgunluk, nefes darlığı, çarpıntı, halsizlik, ve ayak
bileklerinde şişkinlik görülür. Hastanın burnu sık sık kanar,
dilinde acılık vardır. İştahsızlık ishal ve bazen de kusma
görülür. Tedavinin ilk şartı, istirahat, temiz hava ve kan
yapıcı gıdalar yemektir.
Karaciğer hastalıkları: Karaciğer, diyaframın hemen
altında, sağ tarafta, yaklaşık olarak 2 kilogram ağırlığında
koyu kırmızı renkte yumuşak bir organdır. Yaşamak için gerekli
olan bir çok kimyasal olay burada meydana gelir.
Karaciğerin görevi :
- Günde yaklaşık olarak 4 su bardağı (1 litre) safra salgılar.
- Yağ, protein ve şeker metabolizmasını düzenler.
- Vücudun ısısını ayarlar.
- Vücudun ihtiyacı olan su ve vitaminleri yapar.
- Yağ, protein, şeker ve kan yapımı için gerekli olan maddeleri
depolar. Kan miktarını ayarlar.
- Hormonların görevleri üzerinde etkili olur.
Karaciğer yukarıda belirtilen görevlerinden herhangi birini
yapamaz hale gelecek olursa, çeşitli hastalıklar ortaya çıkar.
Bunların en önemlileri, karaciğer yetersizliği, karaciğer
iltihaplanması, karaciğer sirozu, safra kesesi iltihabı ve safra
kesesi taşıdır.
Karaciğer Hastalıklarının Ortak Belirtileri :
Hasta, sağ böğründe ağrı hisseder. Bağırsaklarında fazla
miktarda gaz vardır. Karnı şişer, anüsten çıkan gaz pis kokar.
Cilt rengi ve bazen de göz akı sararır. Yüzünde ve ellerinde çil
gibi lekeler görülür. Hazımsızlıktan şikayet eder. Sabahları
dilinde pas ve ağzında acılık hisseder. Nefesi de kokar. Sabah
saatlerinde ensede ağrı hisseder. Çarpıntı, iştahsızlık vardır.
İdrarın rengi sabahları sarı ve koyu, daha sonraki saatlerde
ise, duru ve açıktır. Sık sık idrara gider. Baldır kasları
ağrır. El ve ayaklarında şişlik görülür. Geceleri uyumak
istemez. Görme ve işitme duyguları da zayıflar.
Karaciğer şişmesi: Herhangi bir karaciğer hastalığı
sırasında, karaciğer hücrelerinin şişip, safra yollarını
tıkanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıkktır. Tıp dilinde
hepatit sarılık denir. Hastanın bütün dokuları, hatta gözlerinin
akı bile sarıya boyanır. İdrarı esmerleşir. Deride kaşıntılar
görülür.
Karaciğer yetersizliği: Karaciğerin görevini yeterince
yapmaması sonucu görülen bir hastalıktır. Belirtileri
bağırsaklarda gaz, karın şişliği, sağ böğürde ağrı, burun
kızarması, solgun renk, yüz ve elde çil gibi lekeler, paslı dil,
ağızda acılık, mide bulantısı, kabızlık, çarpıntı, el ve ayak
şişleri, görme ve işitmede azalma görülür. İdrar rengi,
sabahları koyu, gündüz ise açık ve durudur. İdrara çok çıkılır.
Hastanın çukulata, baharatlı yiyecekler, turşu, kızartmalar, ve
yağlı şeyler yememesi gerekir.
Karın ağrısı: Karın boşluğunda bulunan mide, bağırsaklar,
karaciğer, safra kesesi, pankreas, dalak, böbrekler, idrar
torbası ve kadınlarda yumurtalık veya rahimde görülen herhangi
bir rahatsızlık, karnın çeşitli yerlerinde ağrılara yol açar. Bu
nedenle karın ağrılarının nedenleri pek çoktur. Karın ağrıları,
hastalığın yerine ve özelliğine göre ya aniden ya da yavaş yavaş
başlar. Ağrı ile birlikte bulantı, kusma, ishal, ve ateş de
görülebilir. Kısa sürede geçmeyen karın ağrılarında, mutlaka bir
doktora başvurmak gerekir. Doktora danışmadan ilaç, müshil almak
çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir.
Kaşıntı: Vücudun herhangi bir yerinde hissedilen ve böcek
dolaşıyormuş hissi, hafif yanma ve batma gibi rahatsızlıklarla
ortaya çıkan kaşıntıya, tıp dilinde pruritus veya kaşeski denir.
Kaşıntıyı doğuran nedenler çok çeşitlidir. Bunlar şöyle
sıralanabilir:
- Sabun, çamaşır tozları ve bazı boyaların neden olduğu
kaşıntılar
- Yün veya naylon iyeceklerin neden olduğu kaşıntılar
- Bazı kimyasal maddelerin neden olduğu kaşıntılar
- İstiridye, yumurta, süt, çilek, soğan gibi bazı besinlerin
neden olduğu kaşıntılar
- Bazı ilaçların neden olduğu kaşıntılar
- Şeker, karaciğer, böbrek hastalıkları veya löseminin neden
olduğu kaşıntılar
- Kurdeşen, egzama, su çiçeği, kızamık, kızıl, kızamıkçık veya
deri iltihabının neden olduğu kaşıntılar
- Mantarın neden olduğu kaşıntılar
- Kıl kurdunun neden olduğu kaşıntılar
- İshal veya kabızlığın neden olduğu kaşıntılar
- Sinirlilik ve ruhi sıkıntıların neden olduğu kaşıntılar
Tedavinin ilk şartı, kaşıntıyı doğuran sebebi bulmaktır. Bu
arada mümkün olduğu kadar kaşımamaya gayret edilir.
Katarakt: Göz merceğinin bulutlanıp, görmenin bozulmasına
halk arasında aksu, akbasma veya göze perde inmesi adı verilir.
Çoğunlukla 50 yaşından sonra görülür. Nedeni göz yaralanması,
şeker hastalığı, gözün uzun süre ışığa maruz kalması, damar
sertliği veya beze hastalığıdır. Bazen doğuştan da olabilir. En
çok rastlananı yaşlılığın neden olduğu katarakttır.
Kekemelik: Daha ziyade erkeklerde görülen bir çeşit
konuşma bozukluğudur. Nedeni, ya sinir gerginliği ya da gırtlak
çevresindeki kasların ahenkli bir şekilde çalışmamasıdır.
Üzülecek bir durum yoktur. Konuşma bozukluklarını tedavi eden
bir uzmanla görüştükten sonra tavsiyelere sabırla uymak ve
sonucu beklemek gerekir.
Kellik: Saçlı deride, deriden 2-3 santimetre kadar
yüksekte kabuklar şeklinde ortaya çıkan ve bir çeşit mantarın
neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalığın ortaya çıktığı
yerdeki saçlar ya tamamen dökülmüş ya da bir iki kıl kalmıştır.
Tedavinin ilk şartı, temizliğe çok dikkat etmektir.
Kemik iltihabı: Kemiğin ve iliğin iltihaplanması sonucu
ortaya çıkar. Tıp dilinde osteomyelit denir. Nedeni, cerahat
yapan mikropların kana karışması veya derideki herhangi bir
yaradan dağılan mikroplardır. Hastalanan kemik, dokunulmayacak
kadar hassastır. Hastada, terleme ve titreme görülür. Ağrılar
aniden başlar. Vakit geçirmeden tedavi ettirmek gerekir.
Kemik veremi: Uzun kemiklerin son kısmındaki, kemik
yapıcı kıkırdakların verem olmasına, kemik veremi denir. Kalça,
diz kapağı oynakları ve bazen de omurlarda görülür. Nedeni
veremin ikinci devresinde, verem basillerinin kan damarları
aracılığıyla bütün vücuda yayılmış olmasıdır. Hastada baş ve
eklem ağrıları görülür. Kemiklerinde yaralar ve delikler açılır.
Ateşi de, inip çıkar. Vakit geçirmeden tedavi edilmesi gerekir.
Doktorun tavsiyelerine uyulur, verdiği ilaçlar kullanılır.
Kemik yumuşaması: Kemiklerin zamanla yumuşayıp,
kırılabilir hale gelmesiyle ortaya çıkan bu hastalığa tıp
dilinde osteomalasi denir. Nedeni, kalsiyum veya D vitamini
eksikliğidir.
Kırıklar: Çarpma, vurma, düşme veya bunlara benzer bir
kaza sonucu meydana gelen kırıklar, kapalı ve açık kırıklar
olmak üzere ikiye ayrılır. Kemikler ya bir yerinden basit bir
şekilde ya da birkaç yerinden kırılıp, parçalanırlar. Kemik
kırılan yerde, şiddetli ve şişkinlik meydana gelir. Kırılan yer,
elle yoklandığı zaman birtakım tıkırtılar duyulur. Bazen de,
kırılan kemikler, kasları, etleri ve deriyi delerek dışarı
fırlayabilir. Kemik kırıklarında yapılacak ilk iş, kemik
uçlarını karşı karşıya getirerek, kıpırdamayacak şekilde sıkıca
sarmaktır.
Kısırlık: Erkek veya kadının döl vermemesi haline, halk
arasında kısırlık, tıp dilinde ise sterilite denir. Nedenlerini,
erkek ve kadında ayrı ayrı incelemek gerekir.
- Erkeklerde Kısırlık
Normal cinsel ilişkide bulunmayan veya menisi olmayan erkeklere
kısır denir. Psikolojik etkenler, iktidarsızlık, erkek uzvunda
görülen şekil bozukluğu, gereği gibi tedavi edilmemiş
belsoğukluğu, yumurtaların yerlerine inmemiş olması, kabakulak
hastalığı sırasında husyelerin iltihaplanmış olması kısırlığı
doğuran en başta gelen nedenlerdendir.
- Kadınlarda Kısırlık
Cinsi münasebetlerin, hamile kalma ihtimalinin çok az olduğu
zamanlarda yapılması, fallop borularının tıkalı olması, döl
yatağında görülen hastalıklar, hormon salgılarının yetersiz
olması, rahim veya dış üretim organlarında görülen şekil
bozuklukları, şeker hastalığı veya tiroid bozuklukları, beden
yorgunluğu, sinir bozukluğu en başta gelen nedenlerdendir.
Çocuk sahibi olmayan eşlerin, tepeden tırnağa kadar muayene
olup, gerçek nedenleri, tespit ettirmeleri gerekir.
Kızamık: Daha ziyade 3-10 yaşları arasında görülen
bulaşıcı bir hastalıktır. Tıp dilinde morbilli denilen bu
hastalığın nedeni, bir çeşit virüstür. Kızamıklı hastanın
tükürük damlacıkları aracılığı ile sağlamlara da bulaşır. Bu
nedenle, kızamık lekeleri kaybolduktan sonraki 10 gün içinde de
hastayı, sağlıklı kimselerle görüştürmemek gerekir. Hastalık
mikrop alındıktan sonra 10 gün içinde orataya çıkar. Hastanın
gözleri kızarır, burnu akar, hapşırır, öksürür. Ateş yükselir.
Baş ağrılarından şikayet eder. Kuvvetli ışıktan rahatsız olur.
Bu belirtilerden aşağı yukarı 4 gün sonra küçük kırmızı ufak
lekeler görülmeye başlar. Bunlar grup halindedir. Bu dönemde
dudaklarda kuruluk ve dilde paslanma dikkati çeker. Bir süre
sonra da kızamık lekeleri yüzün her tarafına, boyuna, göğse,
kollara, karına, ve bacaklara yayılır. Bu dönem 3-4 gün devam
eder. Sonra ateş yavaş yavaş ya da birdenbire düşerek belirtiler
kaybolur. Hastanın odası güneş görmeli ve çok temiz olmalıdır.
Oda ısısı 18-20 derece arasında tutulmalı, günde en az iki kere
havalandırılmalı ve hastanın üşütmemesi için azami dikkat
gösterilmelidir. Ayrıca, hastanın ağız, burun ve beden
temizliğine özen gösterilmelidir. Bunlara dikkat edilmediği
takdirde hastalık, zatürree, bronkopnömoni, zatülcenp, ortakulak
iltihabı veya ensafalit gibi tehlikeli hastalıklara neden
olabilir. Kızamık geçirenler, bağışıklık kazanıp bir daha
kızamık olmazlar. Ayrıca çocuklara 2 yaşında yaptırılacak
kızamık aşısı da bağışıklık sağlar.
Kızamıkçık: Deri döküntüleri, hafif ateş ve hafif nezle
ile ortaya çıkan Alman kızamığı da denilen bulaşıcı bir
hastalıktır. Tıp dilinde, rubella denir. Daha ziyade çocuklarda
görülür. Ancak, hamile kadınların da, gebeliğin ilk üç ayı
içinde kızamıkçık olma ihtimali vardır. Bu durumda, ana
rahmindeki cenin de etkilenir. Hastalık, havadaki zerreciklerle
bulaşır. Kuluçka devresi, çoğunlukla 17 gündür. Hastanın
vücudunda pembe, düz lekeler görülür. Bazen boynun arka
tarafındaki bezler de şişer. Tedavi için kullanılacak özel bir
ilaç yoktur. Hastalık genellikle 4 gün içinde geçer. Bu süre
içinde hastanın odasını ayırmak ve sağlam kimselerle görüştürmek
gerekir. Kesin istirahat da şarttır.
Kızıl: Kendine has bir deri döküntüsü ve boğaz ağrısı ile
ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalıktır. Tıp dilinde scarlatina
denir. Nedeni, bademciklere yerleşen bir çeşit mikroptur.
Hastalık aniden ortaya çıkan baş ağrısı, titreme, boğaz yanması,
bulantı, ve havale ile başlar. Ateş yükselir. Nabız hızlanır ve
bademcikler de şişer. Bu belirtilerin ortaya çıkmasından çok
kısa bir süre sonra, ağız çevresi hariç vücudun diğer yerlerinde
kırmızı lekeler belirir. Dilin üstü de beyaz bir tabakayla
kaplanır. Bu tabaka 3 gün sonra kalkar ve dil ağaç çileği
görünümünü alır. Hastalık en fazla 6 hafta içinde geçer.
Bulaşmayı önlemek amacıyla, hastanın odası ayrılır. Başkaları
ile görüşmesi engellenir. Odası sık sık havalandırılır. Sulu ve
sindirilmesi kolay yiyecekler verilir. İyi tedavi edilmezse
böbrek iltihabına neden olabilir.
Kloroz: Bir çeşit kansızlıktır. Kanda hemoglobin
miktarının azalması, bu duruma neden olur. Çarpıntı, halsizlik,
nefes darlığı, yüzde solgunluk ve ayak bileklerinde şişme
görülür.
Kolera: Kolera vibriyonu denilen mikropların meydana
getirdiği en tehlikeli bulaşıcı hastalıklardan biridir. Daha
ziyade, su, kanalizasyon ve tuvalet durumu elverişli olmayan
çevrelerde görülür. Kolera mikrobu içme sularına karışan sularla
yayılıp, salgın haline gelir. Ayrıca hastaların dışkısı, kusmuğu
ile bulaşır. Kolera mikrobu bulaşmış yiyecek maddeleri de
hastalığın yayılmasına neden olur. Korunmak için, meyve ve sebze
bahçeleri hiç bir zaman lağım suları ile sulanmamalıdır. Lağım
sularının, içme sularına karışması engellenmelidir. Yiyecek ve
içecekler sinek, böcek ve fare giremeyecek yerlerde
saklanmalıdır. Yemeklerden önce ve tuvaletten çıktıktan sonra
eller mutlaka sabunlu suyla yıkanmalıdır.
Kör çıban: Özellikle sırt, ense veya yüzde meydana gelip,
kıl diplerinin iltihaplanmasıyla beliren bir çeşit çıbandır.
Küçük, kırmızı ve sert bir şişliktir. Büyüdükçe, ağrı artar,
fakat çoğu zaman baş verme görülmez. Kör çıbanları kesinlikle
sıkmamak ve kurcalamamak gerekir.
Kramp: Kaslarda, şiddetli bir ağrı ile beraber istek dışı
meydana gelen kasılmalara kramp denir. Çoğunlukla yorgunluk,
fazla terleme ve ishalden sonra görülür. Atardamar
hastalıkarından kaynaklanan kramplarda mutlaka bir doktora
başvurmak gerekir.
Kuduz: Kuduz hayvanın ısırması ve salyasının insan
vücudundaki herhangi bir sıyrıktan girip, kana karışması sonucu
ortaya çıkan bulaşıcı ve öldürücü bir hastalıktır. Tıp dilinde
rabies veya hydrophobia denir. Kuduz virüsü, vücuda girdikten
sonra sinir sistemine yerleşerek, beyne kadar gelir ve orada
iltihap yapar. Bu iltihaplanma, ısırıldıktan sonra geçen 7 ila
60 gün arasında meydana gelir. Bu nedenle kuduz aşısının bu süre
içinde yapılması gerekir. Kuduz belirtileri ortaya çıktıktan
sonra yapılacak kuduz aşısı ile kuduz serumunun kıymeti yoktur.
Kuduz hastalığının başlangıcında, yorgunluk, durgunluk, sinir
bozukluğu, baş ağrısı ve kalpte sıkışma görülür. Hasta yerinde
duramayacak kadar sıkıntılıdır. Bir süre sonra boğaz ve solunum
yollarındaki kramplar başlar. Bu dönemde sudan da korkmaya
başlar. Kuduz şüphesi olan bir hayvan ısırdıktan sonra ısırılan
yerden bol kan akıtılır. Sonra oksijenli suyla yıkanıp,
tentürdiyot sürülür. Bu işlem sık sık tekrarlanır.
Kulak ağrısı: Kulak ağrısı başka bir hastalığın
belirtisidir. Kulak borusu zarı iltihabı, kulak nezlesi,
ortakulak iltihabı, kulak yolundaki çıban, boyun bezeleri, yüz
nevraljisi, bademcik iltihabı veya çene mafsalındaki hastalık,
kulak ağrısına neden olabilir. Bu nedenle doktora başvurmak
gerekir.
Kulak akıntısı: Dış veya ortakulak iltihabından
kaynaklanır. Akıntı azsa, dışkulak iltihabı, koyu sarıysa
ortakulak iltihabı düşünülür. Mastoid iltihabının neden olduğu
akıntı ise, krem kıvamında olup, çoktur. Kulaktan kanlı akıntı
gelmesi, kulak zarının delinmiş olması veya kafatası kırığından
kaynaklanabilir. Doktora başvurmak gerekir.
Kulak çınlaması: Kulak çınlaması, kulak uğultusu veya
kulak vızıltısına, tıp dilinde tinnitus denir. Çok çeşitli
nedenleri vardır. Bunlar arasında, kulak kiri, içkulak iltihabı,
ortakulak iltihabı, menier hastalığı, ateşli hastalıklar,
yorgunluk, zafiyet, bazı ilaçlar, yüksek veya düşük tansiyon
sayılabilir. Bu nedenle doktora başvurmak gerekir.
Kulak iltihabı: Ortakulakta veya kulak arkası kemikte
görülür. Vakit geçirilmeden doktora başvurmak gerekir.
- Ortakulak İltihabı
Bademcik veya gırtlakta meydana gelen iltihaplar grip, kızamık,
kuşpalazı, kızıl gibi hastalıklar ortakulağın iltihaplanmasına
neden olabilir. Hastada, yüksek ateş ve kulak ağrısı görülür.
Kulağa sıcak pansumanlar yapmak, ağrıları dindirir.
- Kulak Arkasındaki Kemiğin İltihabı
Nedeni, genellikle ortakulaktaki iltihabın, kulak arkasındaki
kemiğe doğru yayılmış olmasıdır. Hastada ateş, kulak ağrısı,
koyu kulak akıntısı, halsizlik görülür. İşitme azalır. Çaresi
ameliyattır.
Kulak kiri: Dışkulak borusundaki ufacık bezler; kulak
kiri adı verilen hafif sarımtırak yağlı bir madde salgılarlar.
Bu salgı fazla olduğu zaman, dışarıya atılamayıp kulak içinde
kuruyacak olursa, bir tıkaç meydana getirir ve kulak zarını
etkileyerek rahatsızlık verir. Dışkulak borusu, kulak kiri ile
tamamen kapanacak olursa, uğultu, çınlama gibi arızalara neden
olur. Tamamen tıkanmış boru, ancak doktor tarafından açılabilir.
Kulunç ağrısı: Şiddetli ağrılara ve özellikle
kalınbağırsak kaslarının kasılması sonucu meydana gelen ve omuz
başlarında hissedilen ağrılara, halk arasında kulunç denir. Bu
çeşit ağrıların bazıları sabit, bazıları da gezici ağrı
şeklindedir. Kalınbağırsağın kasılmasından kaynaklanan bu çeşit
ağrılara, tıp dilinde kolik denir.
Kum sancıları: Böbrek kumlarını dökmek ve onların neden
olduğu sancıları gidermek için, perhiz yapmak ve bol bol su
içmek çok faydalıdır.
Kurdeşen: Tıp dilinde Ürtiker denilen kurdeşen, bir çeşit
alerjidir. Ciltte aniden başlayan ve birkaç saat süren
dayanılmaz kaşıntılarla kendini gösterir. Ciltte görülen küçük,
kırmızı kabarcıklar, bir süre sonra şişebilir. Bu belirtiler,
bazen çok kısa zamanda geçer, bazen de uzun süre devam eder.
Nedeni, böcek veya arı sokması, bozuk yiyecekler, bazı
yiyecekler, bazı ilaçlar veya aşırı derecede heyecanlanmadır.
Kusmak: Midenin içindekilerini, elde olmayarak ağız yolu
ile dışarı atmaya kusmak, kusulan şeye de kusmuk denir. Kusmanın
bir çok nedeni vardır. Örneğin, zehirli, bozulmuş yiyecekler,
içki, gastrit ve ülser gibi mide hastalıkları, bazı besinlere
karşı hassasiyet, bazı ilaçlar, kanser, mide kanaması, mide
fıtığı, sinirlenme, migren, araç tutması, zehirlenme, kansızlık,
sarılık, tiroid hastalıkları, hamilelik ve çocuklarda kabakulak,
bademcik veya bağırsak hastalıkları sırasında kusma görülür.
Tedavinin ilk şartı, kusmanın nedenini belirlemektir. Tedavi
nedene göre yapılır. Hasta kustuktan sonra, sırt üstü yatırılır.
Birşey yedirilmez. Bir bardak buzlu su, yudum yudum içirilir.
Kuşpalazı: Difteri de denilen bu hastalığa tutulanlarda
yutkunma zorluğu, ses kısıklığı, nefes darlığı, kuru öksürük,
yüzde morarma, bademcikler üzerinde kurşuni beyaz renkte bir
zar, boğaz ağrısı, boyun bezlerinde şişlik, iştahsızlık, kol ve
bacaklarda ağrılar görülür. Ateş 38-40 derece arasındadır. Nabız
süratlidir. Hastalık başlangıcında teşhis edilip, hastanın
nefesi tamamen kesilmeden müdahale edilmezse, ölümle sonuçlanır.
Bulaşıcı bir hastalıktır. Hastanın bulunduğu yerdeki havaya
yayılan mikroplarla bulaşır. Korunmak için en iyi çare difteri
aşısı yaptırmaktır. Vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir
ALFABETİK SIRASIYLA HASTALIKLAR

