KİŞİLİK BOZUKLUĞU
Kişilik Bozuklukları kaç guruba ayrılır?
Kişilik bozuklukları 3 gruba ayrılır.
Grup: Paranoid Kişilik Bozukluğu, Şizoid Kişilik Bozukluğu,
Şizotipal Kişilik Bozukluğu''''ndan oluşan guruptur.
Grup: Antisosyal Kişilik Bozukluğu, Borderline Kişilik
Bozukluğu, Histeriyonik Kişilik Bozukluğu ve Narsistik Kişilik
Bozukluğu''''ndan oluşan gruptur.
Grup: Çekingen Kişilik Bozukluğu, Bağımlı Kişilik Bozukluğu ve
Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğundan oluşan gruptur.
Kişilik bozuklukları genellikle hangi sebeplerle ilgilidir?
Prof. Dr. Arif Verimli: Kişilik bozuklukları şu sebeplerle
ilgilidir:
- Çocuklukta oluşan ve yerleşen mizaç unsurları
- Merkezi sinir sistemi bozuklukları
- Anne ve babanın çocuk yetiştirirken sergiledikleri tutum
- Kültürel faktörler
- Fiziksel çevre
- Beyin hastalıkları
- Biyolojik Faktörler
- Psikoanalitik Faktörler (Bilinçaltı faktörler)
Paranoid Kişilik Bozukluğu nasıl bir kişilik bozukluğudur?
Ortada tam ve geçerli bir kanıt bulunmaksızın, herhangi bir
gerçekçi temel bulunmaksızın, kişinin aldatıldığından, takip
edildiğinden, kullanıldığından, kendisine zarar verildiğinden
veya zarar verilmek istediğinden aşırı derece kuşkulanması
olarak tanımlanabilir. Çevresindekilerin samimiyetinden,
bağlılığından ve güvenilirliğinden emin değildir. Sıradan olay
ve durumlardan kendisine karşı bir aşağılanma, küçük düşürülme
veya gözdağı verilmesi gibi anlamlar çıkarır. Sürekli kin
besler. Görmezden gelinmeyi bağışlamaz. Yeterli ve gerçek bir
kanıt olmaksızın eşinin/partnerinin sadakatinden sürekli
şüpheler duyar. Karşısındakinin sözlerinden kendince anlamlar
çıkararak hiçbir sebep yokken öfkeyle saldırıya geçebilir. Bu
kişiler patolojik olarak kıskançtırlar. Güvensiz, şüpheci,
tedirgin ve gergindirler. Genellikle soğuk ve ciddidirler.
Paranoid Kişilik Bozukluğu nasıl tedavi edilir?
Genellikle bütün kişilik bozukluklarının tedavisinde kullanılan
en temel ve birincil yöntem Psikoterapidir. Farmakoterapi (İlaç
tedavisi) ikincil tedavi olarak yararlıdır.
Paranoid hastalar başkalarına karşı çok güvensiz olduğundan sır
vermekten inanılmaz çekinirler. Bu sebeple terapide güvenlerini
sağlamak çok önemlidir. Grup terapisi paranoid bozuklukta uygun
değildir. Bireysel görüşmeler şeklinde uygulanan profesyonel
psikoterapiler başarılı sonuçlar verir. Psikoterapiye ilaç
tedavisi ile destek verilerek tedavi devam ettirilir.
Şizoid Kişilik Bozukluğu nasıl tanımlanabilir?
Şizoid Kişilik Bozukluğu teşhisi, yaşam boyunca sosyal
çekingenlik gösteren hastalara konur. İnsan ilişkilerinde donuk,
kısıtlı, içe dönük, tuhaf, kapalı, izole ve yalnızdırlar. Yakın
ilişkilere girmez ve girmekten zevk almazlar. Genellikle gün
boyu tek bir konuya odaklanır ve o konuya takılarak başka hiçbir
etkinliğe katılmaz. Sırdaşları ve arkadaşları yoktur. Cinsel
etkinlikleri ya hiç yok ya da çok azdır. Ne övülmekten ne
yerilmekten etkilenmez. Duygusal tepkisizlik, soğukluk,
ilgisizlik, tekdüze duygulanım, yaşamdan kopukluk hakimdir.
Sessiz, uzak, güncellikten habersiz, kimseyle yarışmayan, pasif
kişilerdir. Hiç evlenmeyebilirler. Kendileriyle ilgili
projelerden çok, evren, din, felsefe, açlık, astronomi,
zooloji... Gibi konularda tuhaf projeler üretirler.
Şizoid Kişilik Bozukluğu nasıl tedavi edilir?
Prof. Dr. Arif Verimli: Şizoid Kişilik bozukluğunun temeli erken
çocukluk dönemidir. Genellikle tedavisi Paranoid Kişilik
Bozukluğuyla aynıdır. Ancak Şizoid Kişilik bozukluğunda Grup
terapisi de kullanılabilir. Gruba alışınca grup arkadaşlarını
önemser ve izolasyondan uzaklaşabilir.
Şizotipal Kişilik Bozukluğu nasıl bir kişilik bozukluğudur?
Hastalar aşırı derecede tuhaf ve gerçekliğe yabancılaşmışlardır.
Büyüsel inanış ve düşünceler, garip fikirler, batıl inançlara
tutulma, gaipten sesler ve kişilerle görüşmeler ve mesajlar
aldığına inanma, telepati ve altıncı his saplantısı, imkansız
düşler kurarak bunlar üzerinde sürekli düşünme şeklinde
tanımlanabilir. Kişinin duygu, düşünce ve davranışlar
birbirinden bağımsızlaşarak savrulur. Düşünsel ve içsel özel
güçlerinin olduğuna inanırlar. Konuşmaları net değildir ve yorum
gerektirir. Yakın ilişkilere girerken rahatsızlık duyma veya
zorlanma ortaya çıkar. Kişilerarası ilişkileri bozulur. Bilişsel
algıları çarpıklaşır. Arkaik (ilkel) fikirler öne sürer. Derin
dünya, derin evren kavramlarını irdeler.
Şizotipal Bozukluğun tedavisiyle ilgili bilgi verebilir misiniz?
Psikoterapide Psikiyatrist hastanın akıldışı ve sıra dışı
inanışlarını, büyü ve benzeri saplantılarını, batıl inançlarını
gülünç bulmamalı ve yargılayıcı olmamalıdır. Ancak bu şekilde
hasta kazanılabilir. Zaman içerisinde terapiye uyumlandırılan
hasta gerçeklerle tanışır. Edindiği inanışları terk eder. İlaç
tedavide etkin ve yardımcıdır.
Paranoid, Şizoid ve Şizotipal Kişilik Bozukluklarının
toplumlarda görülme oranı nedir? Kadın ve erkeklerde görülme
oranı farklı mıdır?
Paranoid Kişilik Bozukluğunun toplumlarda görülme oranı % 2''''dir.
Paranoid Bozukluk erkeklerde kadınlarda oranla daha fazla
görülmektedir. Ailevi temelleri bulunmaktadır. Yapılan bir
araştırma azınlıklar ve göçmenler üzerinde daha yaygın olduğunu
göstermesi açısından önemlidir. Şizoid Kişilik Bozukluğunun
yaygınlığı tam olarak bilinmemekle birlikte genel popülasyonun %
7''''sini etkilediği söylenebilir. Erkeklerde 2 kat oranla daha
fazladır. Şizotipal Kişilik Bozukluğu görülme oranı % 3''''tür.
Kadın ve erkek arasındaki oransal fark bilinmemektedir.
Antisosyal Kişilik Bozukluğunun ayırıcı tanı ölçütleri nelerdir?
Antisosyal Kişilik Bozukluğu nasıl tarif edilebilir?
Antisosyal Kişilik Bozukluğu, halk arasında "psikopat" diye
tarif edilen kişilerin gösterdikleri davranış bozukluklarıyla
tanımlanabilen bir kişilik bozukluğudur. Bir bireyin 15 yaşından
itibaren sürdürdüğü, başkalarının haklarını yok sayma ve
başkalarının haklarına saldırma şeklinde gelişen kişilik
bozukluğudur. Suça ve tutuklanmaya yönelik davranışları devam
ettirme, yasalara ve toplum kurallarına başkaldırı, zevk için
veya kendi çıkarı için huzur bozma, saldırganlık, sorumsuzluk,
vicdan duygusunun yokluğu, yetersizliği, başkalarına zarar
vererek zevk aldığında dahi kendini haklı çıkaracak bir model
oluşturma şeklinde gelişen bir bozukluktur. Bu kişiler gergin,
huzursuz, öfkeli, umursamaz, acımasız, bencil ve sadistiktik.
Başkalarına zarar verdikleri gibi kendi bedenlerine de kesici ve
delici aletlerle izler bırakırlar. Alkol ve madde kullanımı bu
grupta yüksektir.
Borderline Kişilik Bozukluğu için tanı ölçütleri nelerdir?
Benlik algısı ve duygulanımda tutarsızlık, belirgin dürtüsellik,
otomatik ve ölçüsüz çabalar gösterme, bir şeyi ve ya kişiyi
gözünde aşırı büyütme ve göklere çıkarma ve yerin dibine batırma
tarzında gidip gelen tutarsız kişilerarası ilişkiler, para
harcama, cinsellik, madde kullanımı ve çılgınca araba kullanma
gibi sonu zarar veren dürtülerin en az ikisini şiddetle yapma,
yineleyen intihar davranışları, çevresindekilere kendini
öldürmekle ilgili gözdağı verme, boşlukta olma, öfke, hırçınlık,
kavgacılık, hiddet ve kimi zaman paranoid düşünceler taşıyan
kişiler için borderline diyebiliriz.
Antisosyal Kişilik Bozukluğu ve Borderline Kişilik Bozukluğu
arasındaki fark nedir?
Borderline en basit anlatımla kadının antisosyalidir. Çünkü
kadınlarda erkeklerden 3 kat daha fazla görülür. Bu iki kişilik
bozukluğu birbirlerine çok benzer ayırt etmek zordur. Antisosyal
Kişilik Bozukluğu ise erkeklerde 3 kat daha fazla görülür.
Narsistik Kişilik Bozukluğu nasıl bir kişilik bozukluğudur?
Hasta kendisinin çok önemli olduğu duygusunu taşımaktadır.
Başarılarını ve özelliklerini anlatır, üstünlük duygusu,
grandiyözite, empati kuramama, kendini diğer insanlardan daha
üstün ve özel görme, başarı, zeka, akıl, üstünlük gibi konulara
kafa yorma, kendini çok sevme, kendine göre, kendi için ve kendi
yararına düşünen, kıskanç, kendi çıkarları için başkalarını
kullanan, aşırı bencil ve benmerkezci, özel ve eşi benzeri
bulunmaz birisi olduğunu savunan, beğenilmek için her şeyi
sergileyen, üstün kişi ve kurumlarla ilişkiler kurmayı hak
ettiğini savunan kişilerdir. Sevgi, saygı, empati, anlayış ve
duygusallık hayatlarında pek yer kaplamaz. Bu bozukluğun yapısı
kronik olup tedavisi son derece zordur. Psikiyatristin
telkinlerine yatkın değillerdir. Çünkü bir başkasının doğrusunu
kabul etmeyi güçsüzlük sayarlar. Tedavisi oldukça güçtür. Bu
kişiler aslında yapılarından pek de mutsuz değillerdir. Ancak
çevresindekiler için son derece zor bir yapıları vardır.
Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğunun tanı kriterleri nelerdir?
Hastalar, yapılan iş ve ya etkinliğin geneline ve asıl amacına
değil ayrıntılarına takılırlar. Aşırı derecede katı, sabit,
kuralcı, değişmez, düzenli ve rahatsız edecek derecede
titizdirler. Kurallar, listeler, sıralamalar, ayrıntılar
hayatlarını yönlendirir. Cimri, mükemmeliyetçi, katı ölçü ve
sınırlarda yaşayan, belli hareketleri belli zamanlarda ve belli
şekilde asla şaşmaksızın yapar, yapmadıkları zaman rahatsız olur
ve ya bu durumu uğursuz bulurlar. Eski ve değersiz şeyleri dahi
atmazlar. Resmidirler ve mizah duyarlılıkları yoktur. Onlara
göre hayat ya siyah ya beyazdır. Tekrarcıdırlar, kurallarının
bozulmasında toleransları yoktur. Eleştiricidirler. Titizlikleri
günde 35 - 40 kere el yıkamaya gidecek kadar rahatsız edicidir.
Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğu nasıl bir tedaviyle
düzeltilebilir?
Hastalık kişiyi ve yakınlarını mutsuz edecek, yaşamı
zorlaştıracak ve keyifsizleştirecek hale geldiğinde hasta tedavi
almayı genellikle kendisi talep eder ve psikoterapi süreci
içerisinde de son derece uyumludur. Anksiyete ve paniği yüksek
hastalarda ilaç tedavisi destekleyicidir.
Çekingen Kişilik Bozukluğu nasıl tarif edilebilir?
Hastalar eleştirilmekten, beğenilmemekten yoğun bir korku
duyduğu için kişilerarası ilişkilerden kaçınırlar. Kendisini
yetersiz bulan, tercih edilmeyen, çekiciliği olmayan, herhangi
bir özelliği olmayan, yeteneksiz, beceriksiz olarak tanımlarlar.
Yeni birisiyle tanıştıklarında hemen ketlenirler. Mahçup düşme
korkuları çok yoğundur. Yalnız kalmayı tercih eder ve
sevildiğinden emin olmadıkça asla kişiler arası ilişkilere
yanaşmazlar.
Bütün bu kişilik bozukluklarına eklenebilecek başka türlü
kişilik bozuklukları da var mıdır?
Elbette. Kişilik Bozuklukları son derece geniş ve son derece
önemli bir konudur. Kişilik Bozuklukları kavramı psikiyatrinin
en önemli araştırma alanlarından biridir. Bilim ve araştırmalar
ilerledikçe yeni tanımlanan kişilik bozuklukları alanımıza
katılmaktadır. Benim şu ana kadar anlattığım kişilik
bozukluklarına eklemek istediğim bir iki tane kişilik
bozuklukları var. Bunları da kısaca şöyle anlatabiliriz:
Bağımlı Kişilik Bozukluğu; Bu kişiler başkalarından destek ve
öğüt almadan karar veremez, adım atamaz ve iş yapamazlar.
Kendilerini yetersiz, ayakları üzerinde duramayacak, kendi
bakımlarını sağlayamayacak kadar yetersiz hisseder ve
başkalarının bakım ve desteğini alabilmek için her türlü şeyi
yapabilecek kadar ileriye gidebilirler.
Pasif-Agresif Kişilik Bozukluğu; Bu kişiler rutin sosyal ve
mesleki işlerini yürütürken pasif bir direnç gösterir ve işleri
bilerek ağırdan alırlar. Çünkü onlara göre, eğer başkaları
önlerini kapamasaydı daha başarılı olurlardı. Her zaman takdir
edilmemekten ve yanlış anlaşılmaktan yakınırlar. Kişisel
şanssızlıklarını abartılı biçimde dile getirirler, mutsuz,
huysuz, gücenmiş ve tartışmacıdır. Otoriteyi küçük görür ve
otoritenin kendisine yaptığı eleştirileri mantıksız bulur.
Sadomazoistik Kişilik Bozukluğu; Bu kişilerde sadizm(başkalarına
acı vermekten zevk alma) ve mazoizm(kendisine acı vermekten zevk
alma) aynı anda görülür. Kendilerine ve başkalarına ve başka
canlılara zarar vermekten, işkence yapmaktan acı vermekten
inanılmaz zevk alır ve cinsel doyuma ulaşırlar. Karmaşık,
kompleks, son derece zor tedavi edilebilen vicdan duygusunun yok
olduğu, insanlık ve doğruluğun ve insan haklarının muhakeme
edilmediği bir kişilik bozukluğudur. Başkalarıyla alay etmekten
ve küçük düşürmekten de zevk aldıkları gibi kendileriyle de
sert, kaba, küçük düşürürcesine konuşulması hoşlarına gider.
Yazan: Füsun Saka

