KIZAMIKÇIK
Kızamıkçık Nedir?
Kızamıkçık; kabakulak ve kızamık gibi çocukluk çağlarında sık
rastlanan ancak ergenlik ve erişkin döneminde de görülebilen,
damlacık yolu ile insandan insana
bulaşan bir virüs
hastalığıdır. Kızamık ve kabakulak gibi özelllikle bahar
aylarında yaygın olarak görülür. Toplum sağlığını tehdit eden bu
hastalığın da tedavisi yoktur ve seyri sırasında ciddi, kalıcı
komplikasyonlara ve hatta ölüme neden olabilmektedir.
Hastalık yuva, kreş ve okul gibi kalabalık ortamlarda çok kısa
sürede bulaşabilmekte ve çocuklarda genellikle hafif
geçirilmekteyken, ergenlik çağında ve erişkinlerde daha ağır
seyretmektedir. Birçok genç erişkinde kızamıkçık enfeksiyonu
sırasında büyük eklemlerde ağrı ve kızarıklıkla seyreden eklem
iltihapları görülür. Eklem sorunları kısa süre sonra geçer ancak
nadiren müzminleştiği de görülmektedir.
Kızamıkçık, kızamık gibi önce yüzde, kulak arkasından başlayan
ve başladığı yerden solan ve sonra kollara, bedene ve bacaklara
yayılan hafif pembe düküntülerle kendisini belli eder. Daha
sonra hekim muayenesi ile ense ve kulak arkası lenf bezlerinin
ve hatta dalak büyüklüğünün varlığı ile klinik olarak ön tanıya
varılır. Kesin tanı ancak virüs ayrımı ve hastalığa özgü kan
testleri ile konabilir. Ancak, çoğu kez bunlara gerek kalmaz.
Kızamıkçığın en önemli ve ciddi tablosu gebe bayanların
kızamıkçığa yakalanması sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bu
hastalığı geçirmemiş kadınların, gebeliğin ilk üç ayında
hastalığa yakalanmaları durumunda, hastalık etkenleri (virüsler)
plasenta yoluyla anne rahminde büyüyen, gelişen ve organ
taslaklarının oluşma sürecindeki yavruyu (embriyo) etkileyerek
doğumsal anormalliklere neden olmaktadır. Bu olaya “doğumsal
kızamıkçık sendromu” adı verilmektedir. Doğumsal kızamıkçık
sendromunda yer alan istenmeyen olaylar şöyle özetlenebilir :
Büyüme ve gelişmede gerilik, prematürelik, ölü doğum ve
düşükler, zeka gerilikleri, körlük, katarakt, kalp
anormallikleri, sağırlık, hepatit, kanamalar. Tüm bu ciddi
komplikasyonlar nedeniyle tüm kadınların hamile kalmadan önce
bir kan testi ile kızamıkçık geçirip geçirmediğinin test
edilmesi gerekmektedir. Eğer hastalık geçirilmediyse, kızamıkçık
aşısı ile aşılanmaları ve üç ay süre ile hamile kalmamaları
tavsiye edilmektedir. Aşılanan kişilerin % 98’i bu hastalığa
karşı yaşam boyu korunmaktadırlar. Kızamıkçıklı bir hasta ile
temas eden hamile bir kadının zaman geçirmeden 3 hafta ara ile
alınacak kan örneklerinde savunma cisimciklerinin (antikorların)
belirlenmesini ve sonucun doktoru tarafından değerlendirilmesini
istemelidir.

Kızamıkçıktan Korunma Yolu Nedir?
Günümüzde gerek Kızamıkçık gerekse de Kabakulak bu hastalıklara
karşı aşılamanın rutin olarak yapıldığı ülkelerde son derece az
rastlanır hastalıklar olmuşlardır. Kızamıkçık aşısı, tek başına
uygulanabildiği gibi Kızamık ve Kabakulak aşısı ile birlikte
üçlü karma aşı (MMR) şeklinde de 12. aydan itibaren
uygulanabilmektedir. 12. aydan önce yapılan aşılamalarda, 6 ay
sonra ikinci bir doz aşı gereklidir. Doğumdan sonra 9. ayda
sadece Kızamık aşısı yapılmış bir çocuğa
Kızamık-Kızamıkçık-Kabakulak aşının uygulanma zamanı 15. ay
olmalıdır.
Deri altına veya kas içine uygulanan bu aşının belirgin bir yan
etkisi yoktur. Aşı yerinde ağrı, kızarıklık ve daha sonra
görülen hafif deri döküntüleri olabilir. Bu yan etkiler çok
nadir olup tedavi gerektirmeksizin kendiliğinden iyileşir.
Kızamıkçık aşısı veya üçlü aşı gebelerde kesinlikle uygulanamaz.
Aşı olan bir bebeğin ya da çocuğun gebe annesine ya da bir
yakınına bu hastalığı bulaştırması söz konusu değildir.
Amerikan tıp otoritleri (ACIP - Bağışıklama Uygulamalarında
Danışman Kuruluş ve Amerikan Pediatri Akademisi - AAP) 4-6
yaşlarında ve 11-12 yaşlarında ikinci bir doz MMR aşısının
yapılmasını önermektedir. 12 yaşında uygulanacak MMR aşısı ile
kız çocukları doğurganlık çağının sonuna kadar kızamıkçık
enfeksiyonundan korunmuş olacaklardır.
En değerli varlığımız olan çocuklarımızı, ölümcül ve sakat
bırakan hastalıklardan korumak ve onlara sağlıklı bir gelecek
sunabilmek için en emin yolun, zamanında ve eksiksiz olarak aşı
uygulanması olduğunu unutmayınız.
Kaynak: www.erzurum.saglik.gov.tr

