MEME KANSERİ
Meme Kanseri Nedir?
Meme, süt bezleri ve burada üretilen sütü meme başına taşıyan
kanallardan oluşur. Bu süt bezleri ve kanalları döşeyen
hücrelerin, yukarıda tanımladığımız şekilde,
kontrol dışı olarak
çoğalmaları ve vücudun çeşitli yerlerine giderek çoğalmaya devam
etmelerine meme kanseri denir.
Meme Kanseri Risk Faktörleri Nedir?
Bazı özellikleri taşıyan kadınlarda, meme kanserinin daha sık
görüldüğünü biliyoruz. Bu özelliklere risk faktörleri diyoruz.
Bu risk faktörlerini taşıyan kişilerin mutlaka meme kanserine
yakalanacakları söylenemez. Sadece, bu faktörleri taşımayanlara
göre, daha fazla meme kanserine yakalanma olasılıkları olduğunu
biliyoruz. Bu faktörleri taşımayan kişiler de meme kanserine
yakalanabilirler. Meme kanserine yakalanan kadınların yarısı, bu
risk faktörlerini hiç taşımamaktadır. Bu nedenle, risk
faktörlerinin taşımayan kişiler de olağan kontrollerini
yaptırmalıdırlar.
Meme kanserine yakalanma riskini artıran faktörleri kısaca şu
şekilde sayabiliriz;
Yaş: İleri yaş önemli bir risk faktörüdür. Yeni meme kanseri
tanısı konan kadınların % 70'i, 50 yaş üzerindedir. Diğer bir
deyimle, yaşı 50 yaş üzerinde olan kadınlarda meme kanseri
görülme sıklığı, yaşı 50 yaşın altında olan kadınlardan 4 kat
daha fazladır. Bu nedenle, 50 yaş üzerindeki her kadın, mutlaka
yılda bir defa hekime baş vurarak muayene olmalı ve mamografi
dediğimiz meme filmini çektirmelidir.
Kişisel meme kanseri hikayesi: Daha önce meme kanseri geçirmiş
ve tedavi olmuş kadınlarda, diğer memede kansere gelişme
olasılığı normal kadınlara göre 3-4 kat daha fazladır. Ailede
meme kanseri hikayesi: Aile yakınları arasında meme kanserine
yakalanmış kadınların, meme kanserine yakalanma olasılığı, diğer
kadınlara göre daha fazladır. Örneğin, kız kardeşi veya annesi
meme kanserine yakalanan bir kadının, meme kanserine yakalanma
riski, diğer kadınlardan 2- 5 kat daha fazladır. Bu kadınlar
daha sık ve dikkatli izlenmelidir. Bu şekilde sorunları olan
kadınlar, meme kanseri genetik danışmanlığının yapıldığı
kliniklere baş vurarak risklerini hesaplattırmaları gerekir.
Eğer aile geçiş riski yüksek bulunursa, genetik testi
yaptırmalıdırlar. Vakfımız polikliniğinde bu hizmet
verilmektedir. 
Daha önce meme biopsisi yapılmış olması: Memede bir kitle nedeni
ile biopsi yapılmış ve iyi huylu bir tümör saptanmış olabilir.
Bazı kanser olmayan iyi huylu tümörlerin bulunması, kanser
gelişme riskini değişik oranlarda artırabilmektedir. Bu, tümörün
hücresel yapısına göre değişir. Örneğin, yapılan bir biopside,
çıkartılan kitlenin patolojik incelemesi sonucu atipik
hiperplazi tanısı konmuş kadınlarda ( bu tamamen iyi huylu bir
tümördür), meme kanseri gelişme oranı normal kadınlara göre daha
fazladır.
Fertil çağ süresi: Adet görmeye erken başlanması, menepoza geç
girilmesi, fertil çağı uzatmaktadır. Bu sırada kadın daha uzun
süre östrojen hormonu etkisi altında kalmakta, meme kanseri
gelişme riski artmaktadır. Erken menopoza giren kadınlarda
hormon tedavisi yapılmıyor ise, meme kanseri riski önemli ölçüde
azalmaktadır. Elli yaşından sonra adet görmeye devam eden
kadınlarda, meme kanserine yakalanma riski az da olsa
artmaktadır.
Doğurganlık hikayesi: İlk çocuğu doğurma yaşı önemlidir. İlk
çocuğunu 30 yaşından sonra doğuran kadınlarda meme kanseri
görülme oranı 20 yaşından önce doğuranlara göre 2 kat fazladır.
Hiç çocuk doğurmayan kadınlarda risk hafif yükselmektedir
Sosyoekonomik seviyenin yüksekliği: Varlıklı, sosyoekonomik
düzeyi yüksek olan kadınlarda, meme kanseri görülme oranı daha
fazladır. Bu ailelerin kızları daha iyi beslendikleri için daha
erken gelişmekte ve erken yaşta adet görmeye başlamaktadır.
Ayrıca bu çocuklar büyüdükleri zaman eğitim ve iş nedeni ile
daha geç evlenmekte ve daha geç çocuk sahibi olmaktadırlar. Bu
nedenlere bağlı olarak fertil çağın erken başlaması, geç doğurma
gibi nedenler sebep olarak sayılabilir. Ayrıca bunların dışında
başka faktörler de rol almaktadır.
Östrojen hormonu tedavisi görenler: Menopoz nedeni ile uzun süre
östrojen tedavisi ( 10 yıldan fazla) gören kadınlarda, meme
kanseri oranı artmaktadır. Fakat, hormon tedavisi almayan
kadınlarda da, kalp hastalıklarında ve osteoporoz gibi
sorunlarda artış ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, menopoz
yakınmalarının azaltılması amacı ile, östrojen verilmesi
önerilebilir fakat, mutlaka bir hekim kontrolu altında
yapılmalıdır.
Doğum kontrol hapı kullanılması: Bu konuda farklı görüşler
olmakla birlikte hafif bir risk artışı olduğu ileri
sürülmektedir. On yıl önce doğum kontrol hapını bırakmış olan
kadınlarda ise, bu risk tamamen ortadan kalkmaktadır.
Alkol kullanılması: Fazla alkol alan kadınlarda, almayan
kadınlara göre risk nispeten artmaktadır. Günde 3 bardak yüksek
dereceli alkol içen bir kadının meme kanserine yakalanma riski,
hiç içmeyen kadına göre 2 kat daha fazladır. Alkol alımının
günde bir kadeh ile sınırlandırılması önerilmektedir.
Sigara: Sigaranın kesin bir etkisi gösterilememiştir. Fakat,
genel sağlığı etkilediğinden dolayı bırakılması önerilmektedir.
Şişmanlık ve yağlı beslenme: Bazı çalışmalarda şişmanlığın,
özellikle 50 yaş üzerindeki kadınlarda meme kanserine yakalanma
riskini artırdığı gözlenmiştir. Özellikle, doymuş yağların fazla
bulunduğu yağlı et gibi yemekler ve yağlı süt ürünlerinin fazla
alınmasının bu riski artırdığı ileri sürülmüştür.
Meme Kanseri Riski Azaltılabilir Mi?
Egzersiz: Yoğun egzersiz ve jimnastik yapan kadınlarda meme
kanseri riskinin azaldığı gözlenmiştir. Bu nedenle, tüm
kadınlara önerilmektedir.
Beslenme: Meme kanseri ile beslenmenin önemli ilişkisi vardır.
Sebze ve meyveden zengin beslenme, ağır yağlı yiyeceklerden uzak
durulması önerilmektedir. Günlük gıda alımına C vitamini,
betakaroten gibi antioksidanların eklenmesinin koruyucu etkisi
olduğu ileri sürülmektedir.
Kısaca, şişmanlığın azaltılması, alkol alınıyorsa bırakılması.
Hafif egzersiz yapılması(haftada 4 saat tempolu yürüyüş), Sebze
ve meyvenin bol tüketilmesi, gibi basit önlemler ile meme
kanseri riski % 30-40 oranında azaltılabilmektedir.
Meme Kanseri Önlenebilir Mi?
Henüz meme kanserini kesin önleyen bir yöntem henüz yoktur.
Günümüzde bilinen tek yöntem, erken tanıdır. Erken tanı
sayesinde, meme kanserinin getirdiği sorunlar büyük oranda
çözülebilmektedir. Bu sayede hastalığın toplumda yaptığı hasar
en aza indirilebilir, yaşam süresi ve kalitesi önemli ölçüde
arttırılabilir.
Erken teşhis için bilinen en iyi ve etkili çözüm, kadınların
risk durumlarına göre belirlenmiş olan muayene ve tetkik
protokollarının uygulamasıdır.
Meme Kanseri Nasıl Erken Tespit Edilebilir?
Meme kanserinde erken teşhis yöntemleri, hastanın taşıdığı risk
faktörlerine göre değişmektedir. Bu risk faktörlerinin arasında
en başta yaş gelmektedir. Daha genç yaşlarda ortaya
çıkabilmesine rağmen, ilerleyen yaş gruplarında bu risk
artmaktadır. Bu nedenle ilerleyen yaş gruplarında erken teşhis
için alınması gereken önlemler, daha erken yaş gruplarına göre
farklılık göstermektedir. Yirmi yaş üzerindeki kadınlar, her
ayın belirli bir döneminde kendi kendilerini muayene
etmelidirler. Bu muayene sırasında meme dokusunda farklılık olup
olmadığı araştırılır. Eğer bir değişiklik tespit edilirse derhal
bir hekime baş vurulmalıdır. Bir değişiklik saptanmasa bile, üç
yılda bir kez hekim tarafından muayene edilmelidirler.
Kırk yaşına gelen kadınların, kendi yaptıkları periyodik
muayeneye ek olarak her yıl bir kez hekim tarafından muayene
edilmeleri gereklidir. Ayrıca her yıl veya iki yıl ara ile
mamografi çektirmeleri gereklidir.
Elli yaşından sonra, kadınlar kendilerinin periyodik
muayenelerine ve her yıl bir defa hekim muayenesine devam etmeli
ve mamografi dediğimiz meme filmini her yıl çektirmelidir.
Kadınlar Kendilerini Nasıl Muayene Etmelidir?
Erken teşhis için her kadının ayın belirli bir günü kendisini
muayene etmesi gerekir. Her ay kendisini düzenli olarak
kendisini muayene eden bir kadın, memesinde ortaya çıkan bir
kitleyi çok daha erken fark eder. Kadınlara kendilerini muayene
etmesini öğreten çeşitli kitap ve broşürler var. Fakat bu
çoğunlukla yetersiz kalmaktadır. Meme muayenesini öğreten
silikon meme kiti ve video filmleri bulunmaktadır. Vakfımızda
meme muayenesi eğitimi, bu araçlar ile seminerler şeklinde
verilmektedir.
Muayene Sırasında Fark Edilebilecek Değişiklikler Nelerdir?
Aşağıda değişiklikler fark edildiğinde, gecikmeden bir hekime
baş vurulmalıdır:
Memede iki haftadan uzun süre ele gelen sertlik veya kitle,
Meme derisinde kalınlaşma, şişme, renk değişikliği,
Meme başında kalınlaşma, kızarıklık veya yara olması,
Memede veya meme başında içeri doğru çekinti olması,
Memenin şeklinde değişiklik,
Meme başlarının pozisyonlarında değişiklik,
Meme başında ortaya çıkan akıntı.
Mamografi Nedir?
Mamografi, düşük dozda çekilen bir meme röntgen filmidir.
Memede, muayene ile saptanamayacak kadar küçük anormalliklerin
tespit edilmesi amacı ile çekilir. Mamografinin gerçek değeri
budur. Çünkü, bu sayede, hastalık muayene ile tespit
edilebilecek safhadan önce saptanır. Bu nedenle kesin hayat
kurtarıcıdır. Kırk yaşını geçen kadınlar her yıl veya iki yılda
bir mamografi çektirmeli ve her yıl uzman bir hekime meme
muayenesi olmalıdır. Elli yaşını geçen kadınlar ise her yıl
mamografi çektirmeli ve hekime muayene olmalıdır.
Mamografi Ne Zaman Çektirilir?
Mamografi çekilirken meme, iki tabaka arasında birkaç saniye
hafifçe sıkıştırılır. Bu nedenle memelerin en az hassas olduğu
zamanda mamografi çekilmesi, özellikle memeleri hassas kadınlara
önerilmektedir. Adet bitimini takip eden hafta, memelerin
hassasiyetinin en az olduğu zamandır. Ayrıca adet bitimini takip
eden hafta, hormonal nedenlerle memelerin şişliği en alt
düzeydedir ve bu sırada daha iyi sonuçlar alınmaktadır. Bu
sebeplerden dolayı herhangi özel bir durum olmadıkça, mamografi
çekiminin, adetin bitimini takip eden haftada yapılması
önerilmektedir.
Mamografi Çektirmeye Giderken Nelere Dikkat Etmeli?
Mamografi çekilirken belden yukarısı çıplaktır. Bu nedenle
çekime gelirken iki parça elbise giyilmesi önerilir. Bu sayede
çekim sırasında belden üstü kolaylıkla çıkartılabilir. Filmi
etkileyebileceğinden, koltuk altlarına deodorant, talk pudrası,
losyon gibi şeyler sürülmemelidir.
Memede Bir Kitle Tespit Edildiğinde Ne Yapılmalı?
Memede bir kitle tespit edilince bunun kanser mi, yoksa başka
bir hastalık mı olduğu araştırılmalıdır. Şunu önemle vurgulamak
gerekir ki, memede saptanan her kitle kanser değildir. Bu
nedenle, memede şüpheli bir kitle saptanınca, hemen korkup
telaşlanmaya ve paniğe kapılmaya gerek yoktur. Memede bir kitle
saptandığında, bir hekime başvurarak daha ileri tetkiklerin
yapılması gereklidir.
Meme Kanseri Nasıl Tedavi Edilir?
Son yıllarda meme kanseri tedavisinde oldukça önemli gelişmeler
olmuştur. Bir çok tedavi olanakları ortaya çıkmıştır. Bu
olanaklar, önemli ölçüde, hastalığın saptandığı safhaya göre
değişir. Hastalık ne kadar erken safhada saptanırsa tedavi
olanağı ve seçeneği o kadar fazla olmaktadır.
Meme kanseri tedavisi, günümüzde, uzmanlardan oluşan ekiplerce
yapılmaktadır. Böyle bir ekip içinde cerrah, onkolog, radyasyon
onkoloğu, radyolog, patolog, psikolog, plastik cerrah,
fizyoterapist gibi, tıbbın değişik dallarından bir araya gelmiş
ve özellikle çalışma alanları meme kanseri üzerinde yoğunlaşmış
hekimler bulunur.
Meme Ameliyatlerı Nelerdir?
Günümüzde meme kanserinin tedavisinde, cerrahi girişimin birkaç
farklı uygulaması vardır. Bu uygulamalar temel olarak, memenin
alınmadan korunmasına yönelik olanlar ve memenin tümünün
çıkartılmasına yönelik olanlar olarak iki ana gruba
ayrılmaktadır. Bunlara ek olarak da, alınan memenin yerine,
plastik cerrahi teknikler ile yeniden meme rekonstrüksiyonu
yapılması ameliyatları vardır
Kemoterapi Nedir?
Kanser hücrelerini öldürücü ilaçlarla yapılan tedavidir. Bu
ilaçlar ağızdan veya damardan verildikten sonra tüm vücuda
yayılır. Genellikle, aynı anda birkaç ilaç birlikte verildiğinde
daha etkili olduklarından, değişik kombinasyonlar halinde
verilirler. Kemoterapi, belirli bir süre verilir ve sonra ara
verilir. Bu aralarda hastanın kendisini toparlaması sağlanır.
Daha sonra tekrar bir süre ilaç verildikten sonra ara verilir.
Bazı olgularda lokal olarak yapılan cerrahi tedaviye ek olarak,
ilaç tedavisi de eklemek gerekebilir. Hastalarda cerrahi tedavi
sonrası yapılan tetkiklerde, herhangi bir bölgede kanser
kalmamış olsa bile, koruyucu önlem olarak bir süre ilaç tedavisi
yapılabilir. Bu tedaviye adjuan kemoterapi denir.
Hormon Tedavisi Nedir?
Bazı meme kanseri hücreleri, içerdikleri hormon reseptörleri
(algılayıcıları) aracılığı ile dişilik hormonu olan östrojene
duyarlı olabilir. Yani, östrojen hormonu bu kanser hücrelerinin
büyümelerine ve artmalarına neden olabilir. Hormon tedavisinde
amaç, bu şekilde östrojen reseptörü içeren ve bu hormona duyarlı
olan kanser tiplerinde, östrojen etkisinin ortadan kaldırarak
kanserin gelişmesinin önlenmesidir. Bu amaçla günümüzde
kullanılan ilaç, tamoxifendir. Tamoxifen tedavisi, genellikle en
az iki yıl ve en fazla beş yıl sürmektedir.
Işın Tedavisi (Radyoterapi) Nedir?
Işın tedavisi, meme bölgesine ve koltuk altına uygulanarak,
cerrahi girişimden sonra kalma olasılığı olan kanser
hücrelerinin öldürülmesini sağlamak amacı ile yapılır. Bu
tedavinin de, diğer tedaviler gibi bazı yan etkileri vardır. Bu
tedaviyi gören kadınların çoğu halsizlikten yakınırlar. Memede
şişme ve ağırlık hissi ortaya çıkabilir. Bu yan etki yaklaşık
bir yılda kendiliğinden kaybolur. Tedavi edilen bölgedeki deri,
güneş yanığı rengini alabilir. Bu da yaklaşık bir yıl içinde
azalır.
Erkeklerde Meme Kanseri Görülür Mü?
Kadınlara kıyasla daha az görülmekle birlikte, erkeklerde de
meme kanseri görülebilir. Her 100 meme kanserinden birisi
erkeklerde görülür. 1993-1997 yılları arasında, erkeklerde
görülen meme kanseri oranı % 50 artış göstermiştir. Bu nedenle
erkeklerin de bu konuda duyarlı olmaları gereklidir.
Dünyada Meme Kanseri Görülme Sıklığı Nedir?
Meme kanseri bir çok ülkede, kadınların en korkulu sağlık sorunu
olma özelliğini taşımaktadır. Günümüzde ABD' de, sekiz kadından
birisi meme kanserine yakalanmaktadır. Bu oran Avrupa
ülkelerinde on kadında birdir. Meme kanseri ile ilgili sayıları
şu şekilde sıralayabiliriz;
1950-1970 yılları arasında ABD' de, 1milyon kadın meme kanseri
nedeni ile hayatını kaybetti. Bu sayı ABD'nin 2. Dünya savaşı,
Kore ve Vietnam savaşlarında kaybettiği insan sayısından
fazladır. 1998 yılında Avrupa'da 1 milyon kadın, meme kanserin
nedeni ile tedavi görmektedir. 2000 yılında dünyada 1 milyon
kadına, yeni meme kanseri tanısı konacaktır. Dünyada her 11
dakikada 1 kadın, meme kanseri nedeni ile hayatını kaybediyor.
Dünyada her 3 dakikada 1 kadına, yeni meme kanseri tanısı
konuyor.
Türkiye’de Meme Kanseri Görülme Sıklığı Nedir?
Türkiye' de sağlıklı bir istatistik bulunmuyor. Gerek beslenme,
gerekse iklim açısından, ülkemiz şartlarına yakın
sayabileceğimiz bir Akdeniz ülkesi olan İtalya istatistiklerini
ülkemize uyguladığımızda, Türkiye' de her yıl 30 bin kadın meme
kanserine yakalanmaktadır.
Sayılar soyut kavramlar oldukları için fazla bir anlam
taşımayabilir. Fakat bir an durup düşünürsek, yakın çevremizde,
akraba ve dostlarımız arasında, bu sorun ile karşılaşmış birkaç
tanıdığımızı, mutlaka anımsayacağız. Sorunun hiç de sandığımız
kadar bizden uzak olmadığını, güç de olsa kabul etmeliyiz.
Dünyada Meme Kanseri Artış Gösteriyor Mu?
Hastalığın diğer bir özelliği de, görülme sıklığının artıyor
olmasıdır. Kırk yıl önce 1960 yıllarında, ABD' de yirmi kadından
birisinde meme kanseri görülürken, günümüzde sekiz kadından
birisinde meme kanseri görülmektedir. Hastalığın gösterdiği bu
artış, tüm gelişmiş batı ülkelerinde izlenmektedir. Meme kanseri
görülme oranı artış göstermekle birlikte, teknolojik gelişme ve
erken tanı olanaklarının artmasına bağlı olarak, meme kanseri
ölüm oranı aynı kalmıştır, artmamıştır.
Meme Kanserinden Ölüm Oranı Yükseliyor Mu?
Batı ülkelerinde sivil toplum örgütlerinin çalışmaları ve
hükümetlerin sağlık politikaları sonucu, meme kanseri ile ilgili
toplum bilinci oldukça yüksek seviyede gelişmiştir. Bunun sonucu
erken tanı olanakları yaygın olarak kullanıldığı için, meme
kanserine bağlı ölüm oranı düşük kalmaktadır.
Türkiye' de ise, bu konudaki toplum bilinci yeterince
gelişmemiştir. Erken tanı olanakları yetersizdir. Bu
olumsuzlukların sonucu, Türk kadını meme kanseri konusunda
çağdaş erken tanı olanaklarından mahrum olduğu için, tanı çok
geç konulmaktadır. Hastaların büyük bir çoğunda, ilk tanı
sırasında çok geç kalındığı için,uygulanacak tedavi seçenekleri
fazla olmamaktadır.
Meme Kanseri Toplu Taraması Nasıl Yapılır?
Mamografi, memenin röntgen filminin çekilerek, kanserin erken
dönemde saptanmasına yardımcı olan bir yöntemdir. Bu yöntem ile,
toplumda belirli bir yaşın üstündeki tüm kadınların meme filmi
çekilerek, meme kanseri erken safhada yakalanmaya çalışılır. Bu
şekilde toplumda meme kanseri taramasının yapılabildiği
mamografiye, tarama mamografisi denir.
Tarama mamografisi, dünyada en yaygın kullanılan meme kanseri
erken tanı yöntemidir. Amerikan Kanser Enstitüsü, 40 yaş
üzerindeki her kadının, yılda bir defa mamografi çektirmesini ve
uzman bir hekim tarafından muayene edilmesini önermektedir.
Türkiye'de gelişmiş teknolojik donanımlı mamografi merkezlerinin
sayısı sınırlıdır. Bu aygıtların kalibrasyonu düzenli olarak
yapılmamaktadır. Filmi çeken teknisyenlerin eğitim düzeyleri
yeterli değildir. Bu filmi okuyup değerlendiren bir radyoloji
uzmanın deneyimli olabilmesi için, yılda en az 8 bin mamografi
filmini değerlendiriyor olması gereklidir. Türkiye'de tüm bu
özellikleri taşıyan tanı merkezi sayısı oldukça azdır.
Meme Kanseri Tedavisini Kim Yapar?
Meme kanserinin tedavisi, günümüzde multidisipliner bir yaklaşım
gerektirmektedir. Hastanın ilk ameliyatını yapan cerrah, ilaç
tedavisini uygulayan onkolog, ışın tedavisini uygulayan
radyasyon onkoloğu, teshisin konulmasında kilit rol alan patolog
ve plastik cerrah mutlaka bir ekip çalışması içinde birlikte
hastayı ele almalı ve hastanın tedavisini birlikte
planlamalıdır. Bu hekimler meme kanseri konusunda yeterince
bilgili ve uzmanlaşmış olmalıdır. Alınan memenin yerine,
rekonstrüksiyon yapılarak hastaların bedensel kayıplarının en
aza indirilmesi, çağdaş meme kanseri tedavisinin ayrılmaz
parçasıdır. Bu nedenle plastik ve rekonstrüktif cerrahi, bu ekip
içinde yerini almalıdır. Ameliyat sonrası erken dönemde kol ve
omuz hareketlerinin kazanılmasında, geç dönemde kolun şişmesi
şeklinde seyreden lenfödem tedavisinin yapılmasında, fizik
tedavi ve rehabilitasyonun önemi çok büyüktür. Meme kanseri
sadece hastayı değil, çevresindeki insanları da psikolojik
olarak önemli ölçüde etkileyen bir sosyal bir sorundur. Böyle
bir ekip içinde psikolojik desteği sağlayan psikoloğun
bulunması, mutlaka gereklidir. Hastaların hemen tümü büyük bir
bilgi açlığı içindedir. Özellikle beslenme konusunda kendileri
yeterince bilgilendirilmemektedir. Ekip içinde bulunan bir diyet
ve beslenme uzmanı, bu açığı kapatacaktır. Bu ekiplerin birlikte
çalıştığı meme poliklinikleri, gelişmiş ülkelerin çoğunda
vardır. Yapılan bilimsel araştırmalar, meme kanseri
hastalarının, bu konuda uzmanlaşmış kliniklerde tedavi görmeleri
ile, çok daha başarılı sonuçların alındığını göstermiştir.
Meme Protezi Nedir?
Meme ameliyatı olmuş ve plastik rekonstrüksiyon yapılmamış
kadınlar, beden görümlerini korumak amacı ile protez meme
kullanmaktadır. Batı ülkelerinde bu konuda eğitimli protez
hemşireleri, hastanın ölçülerini almakta ve uygun protezin
seçimine yardımcı olmaktadır. Bu hizmet, eğitim ve deneyim
gerektirmektedir. Ülkemizde bu protezlerin satışı, sıradan satış
elemanlarınca yapılmakta ve ülke alım gücünün çok üzerinde ücret
istenmektedir. Uygun bir organizasyonla, bu sorun çözülebilir ve
ücret üçte bire düşürülebilir. Bu sayede hizmet toplumun tüm
kesimlerine yayılabilir.

