ŞİZOFRENİ
Şizofreni Nedir ?
Şizofreni,insanın düşünce, duygu ve davranışlarında, kendisinin
ve çevresindekilerin yaşantısını önemli ölçüde etkileyen
birtakım değişikliklere sebep olan rahatsızlıktır. Bu
değişiklikler geçici ya da kalıcı olabilir.
Şizofreni kelimesinin anlamı nedir?
Şizofreni (schizo-phrenia) kelime olarak zihin bölünmesi anlamına
gelmekle birlikte bu, 1900'lü yılların başlarında kullanılan
eski bir deyimdir. Günümüzde şizofreni kelimesi zihin bölünmesi
ya da kişilik yanılması anlamında kullanılmamaktadır. Yine eski
dönemlerde şizofreni' ye "erken bunama" denmişse de bu tanımlama
da bugün terk edilmiştir.
Şizofreninin sebebi nedir ?
Sebebi kesin olarak bilinmemekle birlikte kalıtımın,
biyokimyasal, ruhsal, toplumsal, çevresel etmenlerin
şizofreninin ortaya çıkışında rolü olduğu bilinmektedir.
Şizofreninin, biyolojik yatkınlığı olan bir insanda, bir dış
etmenin gerilim oluşturan etkisiyle ortaya çıktğı
söylenmektedir.
Daha çok ne zaman ortaya çıkıyor ?
Şizofreni 15-35 yaşları arasında ortaya çıkar. Toplumda ortalama
yüz kişiden birinde görülür. 40 yaşından sonra ise nadiren
rastlanmaktadır.
Doğuştan mı gelir ? İrsi midir ?
Şizofrenide kalıtımın rolü vardır. Babada ya da annede şizofreni
varsa çocukta olma oran %10-12'dir. Yani onda bir ihtimaldir.
Eğer uzak akrabalarda şizofreni varsa çocukta şizofreni görülme
oran yirmide bir ihtimale kadar düşer. "Şizofrenisi olan birinin
çocuğu da kesinlikle şizofreni olacak" demek bu nedenle
yanlıştır.
Evde şiddete maruz kalan şizofreni olur mu ?
Hayır. Evde kötü muameleye uğramak tek başına şizofreni nedeni
sayılmamaktadır.
Çok okumaktan veya çok çalışmaktan olur mu ?
Hayır.
"Kara sevdaya düştü de hastalandı" denir.
Çok sevmek, eza cefa çekmek şizofreninin nedeni değildir. Ama
ortaya çıkmasında diğer etmenlerle birlikte rol oynayabilirler.
Şizofreni olunca akıl gidiyor mu ?
Hayır.
Şizofreniyi nasıl fark ederiz ?
Şizofreni kendisini insanın dış görünümünde, konuşmasında,
duygularını ifade etmesinde, davranışlarında ve düşüncelerinde
yaptığı değişiklikler ve bunların toplumsal yansımalarıyla belli
eder.
Şizofrenisi olan bir insanın dış görünümünde ne gibi
değişiklikler olur?
Giyim kuşama özen, kendisine bakım azalabilir. Ve alışıla
gelmişin dışında giyim görülebilir. Bazılarında yüz ifadesi
donuklaşır. Bazı kimselerin ise dış görünümünde rahatsızlık
öncesi ve sonrasında herhangi bir farklılık olmayabilir.
Duygular da değişir mi ?
Mimikler ve jestlerde azalma, çevrede olup bitenlere karşı
ilgisizlik görülebilir. Ancak bu durum o insanın duyguları
olmadığı anlamına gelmez. Burada söz konusu olan duyguların dışa
vurumunda sorun olmasıdır. Yüz ifadesinde herhangi bir donukluk
olmaksızın bazı kimselerin duygusal çökkünlük, bunaltı, endişe,
kaygı ya da öfke içinde oldukları gözlenebilir.
Nasıl konuşurlar ?
Şizofreni aramızdan insanların, eşimizin, çocuğumuzun,
akrabalarımızın yaşayabileceği bir rahatsızlıktır. Bu nedenle
şizofrenisi olan insanları bizden tamamen farklı bir tür olarak
görmememiz gerekir. Şizofreni için yüzde yüz tipik olan bir
belirti yoktur. Konuşma da bunlardan biridir. Bazen konuşmada
bir dağınıklık görülmez, konuşma anlaşılır bir çerçevededir ve
rahatlıkla diyalog kurmaya imkan verir. Bazılarında ise dağınık
ve muğlaktır, yer yer kopmalar içerir. Kendisine özgü anlamı
olan sözcüklerle , gereksiz ayrıntılarla doludur, belirli bir
mantık örgüsünü izlemez, sözcükler arasında anlam bütünlüğü
kurulamayabilir.
Davranışlarda ne gibi değişiklikler olur ?
Yalnız yaşamaya, toplumsal yaşantıdan elini eteğini çekmeye
doğru bir eğilim ortaya çıkabileceği gibi tam tersine
yakınlarına bağımlılıkta artma görülebilir. Toplumsal normlar
çerçevesinde dışarıdan bir bakışta amaçsız ve anlamsız gibi
görünen davranışlar bulunabilir. Yerinden hiç hareket etmeme,
devamlı bir noktaya bakarak hiç konuşmama ya da işbirliği kurma
taleplerini sürekli olarak karşılıksız bırakma görülebilir.
Özellikle rahatsızlığın alevlendiği dönemlerde banyo yapmak,
traş olmak, makyaj yapmak gibi günlük alışkanlıklarda değişme
gözlenebilir. Kimi zaman mal mülke, kendisine de can güvenliğine
yönelik saldırganlığa normal kabul edilenlerden daha fazla
oranda rastlanmaktadır.
Şizofrenisi olan bir insanın düşüncesi nasıldır ?
Bazıları başkalarından zarar görecekleri endişesi içinde takip
edildiklerini, öldürüleceklerini, insanların kötü maksatla
kendileriyle uğraştıklarını düşünebilirler. Bu nedenle dışarı
çıkmaktan korkabilir eve kapanabilirler, zehirleneceklerini
düşünerek yemek yemeği ilaç içmeyi red edebilirler.
Bir kısmı kendileriyle ilgili yayın yapıldığı düşüncesiyle
televizyondan, gazetelerden rahatsız olabilir ya da
düşüncelerinin canlandığını, okunduğunu iddia edebilirler.
Kimileri ise kendi bedenleri ile dış dünya arasındaki sınırın
silindiğini, bedensiz olduklarını, var olmadıklarını ya da
ellerinin, yüzlerinin ve vücutlarının diğer bölümlerinin
değiştiğini ve onların kendilerine ait olmadığını
düşünebilirler. Bazı olağanüstü yetenekleri olduğunu
söyleyebilirler. Emreden, hakaret eden, hareketlerini
yorumlayarak yönlendiren hayali sesler duyduklarını ya da kendi
düşüncelerinin dışarıdakiler tarafından duyulduğunu iddia
edebilirler. Bu seslere yanıt vererek karşılarında biri
varmışçasına kendi kendileriyle konuşabilirler. Uyanıkken
gözlerinin önüne çeşitli görüntüleri geldiğini ifade
edebilirler. Şizofrenisi olan insanların kimi zaman bütün
bunlardan şikayetçi oldukları kimi zaman da bunlar gerçekmiş
gibi yaşadıkları ve ona göre davrandıkları görülebilir.
Bu belirtiler şizofrenide her zaman bulunur mu ?
Hayır. Bu belirtiler sıklıkla alevlenme dönemlerinde görülür.
Belirtilerin bir iki tanesi bir insana şizofreni demeye yeter mi
?
Hayır. Gazetede okuduğumuz, televizyonda gördüğümüz sağlıkla
ilgili haberlerden hemen sonra aynı sorunları bizim de
yaşadığımız kanısına kapılıp telaşlanırız. Şizofrenide
belirtilerin nitelikleri ve süreleri toplumsal yaşantıda yol
açtıkları değişiklikler çok önemlidir. Adlandırmayı şizofreni
üzerinde uzun yıllar kuramsal ve pratik eğitimden geçerek
sorumluluk almış insanların yapması gerekir.
Şizofreni nasıl tedavi edilir ?
İlk aşama, hekim danışmanlığında uzun süre düzenli olarak
sürdürülmesi gereken ilaç tedavisidir.
İlaç hemen etki eder mi ?
İlaçların düzenli kullanımda beklenen etkiyi sağlaması için
iki-üç haftalık bir süreye ihtiyaç vardır.
İlaçla tedavide amaçlanan nedir ?
İlaçla tedavi, rahatsızlığı çoğu zaman tamamen iyileştirmemekle
birlikte, şizofreni belirtilerini yatıştırmakta, kontrol altında
tutmakta, kişiyi çevresindekilerle ilişkilerinde daha iyi bir
konuma getirmekte, nüsklere bağlı sık hastane yatışlarının önüne
geçerek kişinin evinden, ailesinden, alıştığı ortamdan uzak
kalmasını önlemektir.
İlaçlar her gün alınmak zorumda mıdır ?
Şizofreninin ilaçla tedavisi her gün düzenli olarak ağızdan
alınacak ilaçlarla yapılabileceği gibi iki-dört haftada bir
kalçadan yapılan iğnelerle de benzeri bir etki sağlanabilir.
Yan etkileri nelerdir ?
En sık rastlanan yan etkileri: Gözlerin yukarı kayması:
belde-boyunda kasılma: ağızda tükürük salgısının artması: halk
arasında " robot gibi oldu" diye tanımlanan yüz ifadesinde
donukluk ve hareketlerde yavaşlama hali: huzursuzluk içinde
yerinde duramama ve sürekli hareket etme isteği: elde ayakta
titremeler: güneş ışığına aşırı duyarlılık: görme bulanıklığı
gibi belirtilerdir. İlaç kullanmaya başlamadan evvel ilacın yan
etkileri hakkında hekimden bilgi istemek her insanın doğal
hakkıdır.
Şizofrenide kullanılan ilaçlar bağımlılık yapan, uyuşturucu
ilaçlar mıdır?
Bu ilaçlar uyuşturucu değildir. Bağımlılık yapmazlar. Sık sık
dile getirilen "ilaçlar uyuşturuyor" düşüncesi bu ilaçların
uyuşturucu olduğu anlamında değil ilaç alanların ilacın etkisine
bağlı olarak yaşadıkları duyguları sıklıkla " uyuşukluk" olarak
tanımlamalarıyla ilgilidir. Biperiden "Akineton" ise
şizofreninin tedavisinde değil, şizofreni ilaçlarının yan
etkilerini gidermek için kullanılmaktadır. Tedavide kullanılmaya
başlayan yan etkileri düşük ilaçlarla birlikte artık Akineton
gibi kötü kullanıma açık ilaçlara gereksinim azalmaktadır.
Şizofrenide ilaç tedavisi tek çare midir ?
Hayır. Şizofreni rahatsızlığının tedavisinde ilaç tedavisi
mutlaka gerekir. Ama yanı sıra diğer tedavi yöntemlerinin
uygulanmasında yarar vardır.
Diğer tedavi yöntemleri nelerdir ?
Şizofrenisi olan insanların ve ailelerinin ayrı ayrı bir araya
gelebileceği grup tedavileri, çeşitli davranışçı tedavi
yöntemleri, destekleyici yöndeki tedavi yaklaşımları, ailelere
yönelik bilgilendirme toplantıları da en az ilaç tedavisi kadar
önemlidir.
Şizofreni teşhisi konmuş bir insan evlenebilir mi,
evlendirilirse iyileşir mi ?
Şizofrenisi olan bir insanın aktif rahatsızlık dönemi
dışındayken evlenmesinin önünde herhangi bir engel yoktur.
Evliliğin şizofreniyi iyileştireceği düşüncesi ise toplumda sık
rastlanan yanlış bir düşüncedir.
Hocalara okutmak, kurşun döktürmek iyileştirir mi ?
Herkesin inançları doğrultusunda derdine çare araması doğaldır.
Ancak şizofreni üzerinde hekimlerin yıllardır uğraş verdiği,
tıbbi tedavi imkanları hızla çoğalan bir rahatsızlık olup çareyi
hocalarda aramak sadece zaman kaybına yol açar.
Peki şizofreninin gidişatı nasıldır ?
Şizofreni rahatsızlığının belirtileri insandan insana değiştiği
gibi aynı insanda zaman içinde de farklılık gösterir.
Şizofreninin üçte ikisinde rahatsızlık kısa süreli
alevlenmelerde düzelme dönemleri arasındaki tekrarlar halinde
görülmektedir. Günümüzde rahatsızlığın gidişatında olumlu bir
değişiklik olduğu gözlenmektedir.
Bu ne anlama gelir ?
Eskiden şizofrenisi olan insanlar uzun yıllar boyunca
hastanelerin kapalı ortamlarında tutulmaktadır. Bugün ise
rahatsızlığın alevlendiği dönemlerdeki kısa süreli yatışlar
haricinde artık çoğunlukla ayaktan tedavi uygulaması geçerlik
kazanmıştır.
Şizofreni tamamen iyileşir mi ?
Şizofreni tanısıyla tedavi olan insanların beşte birinde zaman
içinde belirtilerin tamamen ortadan kaybolduğu saptanıştır.
Ancak bu düzelme rahatsızlık öncesi işlevsellik düzeyine yani en
başa dönmeyi çoğu zaman sağlamamaktadır.
Toplumsal yaşama nasıl yansır ?
Şizofreni toplumdan uzaklaşmaya, yalnız başına bir yaşama yol
açabileceği gibi bazıları rahatsızlıklarına rağmen toplumsal
ilişkilerini bir ölçüde koruyabilir, mesleklerini
sürdürebilirler. Rahatsızlığı olan insanların yakınları utanç ya
da suçluluk yaşayabilirler. Rahatsızlığın oluşumunda
kendilerinin geçmişte yapmış olduklarını düşündüklerini
yanlışlıkların payı olduğunu düşünebilirler ya da rahatsızlığın
çevrelerinde yarattığı etkilere bağlı olarak utanç duygularına
kapılabilirler. Aile şizofreniye kendisinin neden olduğuna
inanırsa şizofrenisi olan ferdini gizlemeye, komşularından,
yakın çevresinden saklamaya çalışır. Rahatsızlığı yaşayan
insanların bunu hissettiği noktada ailelerine karşı öfke
duymaları ve giderek daha fazla içlerine kapanmaları söz
konusudur.
Peki ne yapmak gerekir ?
Şizofreninin bir suç ya da ceza değil biyolojik yönleri ağır
basan bir rahatsızlık olduğunun ve kişinin yeteneklerinde kısmi
kısıtlamalara yol açabileceğinin öncelikle kabul edilmesi
gerekir. Bu da şizofrenisi olan insan üzerindeki beklenti
yükünün, aile baskısının azalmasında olumlu rol oynar.
Ailenin tavrı nasıl olmalıdır ?
Açık ve net bir ilişki kurmak gereklidir. Genelde Şizofrenisi
olan insanlarla en iyi geçinenlerin onlara en doğal davrananlar
olduğu bilinmektedir. Aynı anda birden fazla istekte bulunmadan
düşüncelerini değiştirmek için onları sürekli ikna etmeye
çalışmadan, ailece topluca yapılan yemek yeme, misafir ağırlama,
televizyon izleme gibi faaliyetlere sürekli olarak katılmaya
zorlanmadan, yalnız kalma ya da odalarına çekilme isteklerine
duygusal mesafelerine saygı duyarak davranmak gerekir.
Ailenin davranışları tedaviyi etkiler mi ?
Evet. Kesinlikle. Aile ortamında her yaptıklarına karışılan,
sürekli öfke dolu davranışlara, eleştirilere maruz bırakılan
insanların ilaçların düzenli olarak kullansalar bile sık sık
rahatsızlandıklar görülmektedir. Bu nedenle tedavide ailenin
bilgilendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

