SOLAKLIK
Sağ elini kullanmayıp sol elini daha iyi kullananlar veya yalnız
sol elini kullananlarda görülen durumdur.
Daha çok el yanallığı çağrışımı yapan “solak” veya “sağlak”
kelimeleri yerine, vücudumuzun çift olan organlarının
yanallığını ifade edeceği düşünülen “solyanlı” ya da “sağyanlı”
kelimelerinin kullanılması tercih edilmiştir.
Sağ veya solyanlılıkla ilgili teoriler, iki genel gruba
ayrılmaktadır: Bir grup; sağ ya da solyanlı olmayı doğrudan
doğruya bünye ve yaratılış farklarından olduğunu, solyanlılığın
beynin sağ yarıküresinin dominant olmasıyla ilgili olduğu kadar,
aileden ve ırsiyetten geldiğini savunmakta, diğer grup ise;
bunun bir öğrenme ve alışkanlık sonucu olduğunu kabul
etmektedir,
Sağ ya da sol eli tercih etmek her neden ileri gelirse gelsin,
bunun pek küçük yaşta yerleştiği ve bütün hayat boyunca öyle
kaldığı anlaşılmaktadır. Bununla beraber, herhangi bir sebeple
tercih ettikleri eli kullanamayacak hale gelince, diğer elin
onun yerine geçtiği ve bu işi oldukça iyi bir şekilde yapmaya
alıştırıldığı da görülmüştür.
Çocuğunun solak olduğunu fark eden aileler, yanlış inanışlar
nedeniyle endişeye kapılırlar. Çocuklara bu nedenle yapılan
baskılar; çocuğun kekeme ya da sosyal fobi sahibi olmasına neden
olabilmektedir. Solyanlılığı değiştirmek insan yapısına ters
düşer. Daha çok erkeklerde görülür. Sağ elini hiçbir şekilde
kullanamayanlara tam solyanlı denir. Solyanlılar, müzik, spor ve
resim alanında sağyanlılara göre daha başarılı olurlar.
Başlıca ünlü solyanlılar; Leonardo Da Vinci, Michelangelo,
Rafael, Picasso, gibi ressam ve heykeltıraşlar.Beethoven,
Mozart, Ringo Star, Phil Collins, gibi müzisyenler.Büyük
İskender, Sezar, Fidel Castro, Napolyon gibi devlet adamları.Marlyn
Monroe, Greta Garbo, Charlie Chaplin, Demi Moore, Tom Cruise
gibi sinemacılar.Einstein, Sergen Yalçın, Pele, Maradona vb.gibi
niceleridir.
Solaklık bir uyum problemi olmamalıdır. Ancak solaklığa karşı
takınılan olumsuz tavırlar, solaklığı bir uyum problemi haline
getirebilir.
ÖNERİLER
Düzeltilmeye kalkılmamalı, problem olarak görülmemelidir.
Solaklık hakkında yalan yanlış bilgilerle çocuk korkutulup
ürkütülmemelidir.
Eğer düzeltici önlemler alınabiliyorsa buna en uygun yaş 0 – 3
yaş devresidir.
Eleştiri, azarlama, utandırma, kıyaslama ve maddi cezalar
kesinlikle verilmemelidir.
Çevrenin solaklığa karşı takındığı tavırlar incelenmeli ve
olumsuzlukların düzeltilmesine çalışılmalıdır.

