TETANOZ
Tanım :
Tarihsel gelişim sürecinde “kazıklı humma” olarak tanımlanan,
genellikle öldürücü bir hastalıktır. Primer toksik
hastalıklardan biridir. Doğumdan başlayarak her yaştaki
insanda
ve hemen her toplumda görülebilen son derece tehlikeli bir
hastalık olan Tetanoz, gelişmiş ülkelerde yüksek aşılama
oranları nedeniyle giderek azalmakla birlikte, özellikle
gelişmekte olan ülkelerde halen önemli bir ölüm nedenidir.
Etken :
Clostridium tetani hastalığın etkenidir. Gram pozitif, anaerob,
sporlu bir basildir. Tetanoz mikrobu, genellikle toprakta, nemli
ortamda, ev-ameliyathane tozlarında, tuzlu suda, özellikle gübre
içerisinde ve oksijensiz ortamda yaşayabilen, ısıya dayanıklı
bir mikroptur. Ayrıca dış ortam şartlarında oluşturduğu sporlar
ile de son derece dayanıklıdır. Vücuda çok küçük yara ve
kesiklerden dahi girebilen Tetanoz mikrobu, salgıladığı
Tetanospazmin adlı “Tetanoz zehiri” ile omuriliğe ve sinir
sistemine zarar vermekte ve gelişmiş tüm tedavi olanaklarına
rağmen hala 10 hastadan 6’sının ölümüne yol açmaktadır.
Epidemiyoloji :
Yenidoğan dönemi dışında hastalığın görülme oranı kadın ve
erkeklerde eşittir. İleri yaşlarda kadınlarda risk oranı artar.
Bunun nedeninin askerlik döneminde erkeklere yapılan Tetanoz
aşılaması olduğu düşünülmektedir. Ancak gebelerde yapılan
tetanoz aşılama şemalarının tam olarak uygulanması nedeniyle de
kadınlar da korunmaktadır. Özellikle bu mikrobun doğada yaygın
halde bulunan ve çok dayanıklı olan sporlarının yara yerlerinden
girmesi ile en sık hastalık oluştuğu için toprakla uğraşanların
aşılarının tam olması son derece önemlidir.

Klinik :
Erişkin tetanozlu hastanın yüzünde kasılmalar sonucunda özel bir
görüntü (alaycı bir gülüş gibi) belirir. Yüz kaslarının spazmı
sonucu alın kırışır, dudaklar hafif aralanır, ağzın iki uçları
kenarlara çekilir, gözler daralır, burun kenarındaki çizgiler
daha belirgin hale gelir. Refleks halinde gelen spazmlar
hastalığın yaygın özelliği olup gürültü, ışık, dokunma, koku ile
uyarılabilir. Sinir sisteminin uyarılması sonucu kalp atışında
düzensizlikler, kan basıncında değişiklikler, terleme, yutak
spazmı, idrar tutamama görülebilir. Komplikasyon olarak
kasılmalar sonucu kırıklar oluşabilir. Konvülziyon, aspirasyon,
akciğer embolisi, bakteriyel üst enfeksiyon, dehidratasyon,
solunum yetmezliği ve kalp durması görülebilir. En sık ölüm
sebebi sekonder zatürredir. Gebelerde kasılmalar sonucu düşük
oluşabilir. Ani ölümlerde solunum kaslarının tutulması ve
pulmoner emboli akla gelir.
Tanı :
Klinik bulgulara dayanılarak konur. Bir yaralanma hikayesinin
varlığı önemlidir.
Tedavi :
Hastaya hemen tetanus antitoksini, tetanus aşısı ve antibiyotik
verilir ve destek tedavisi sağlanır. Hastaların yoğun bakım
şartlarında takipleri önemlidir.
Korunma :
Aşı ile korunma hem ucuz hem etkilidir. Bireyi tetanoza karşı
bağışık hale getirmek için aşağıda belirtilen aşı programları
uygulanır.
Birincil Bağışıklama :
Tetanoza karşı rutin aşılama, bebek iki aylık olduktan itibaren
birer ay arayla 3 doz şeklinde uygulanan aşılama şeklindedir.
Bebeklik döneminde tetanoz aşısı üçlü Karma aşı (Difteri-Tetanoz-Boğmaca)
şeklinde yapılır. İlk aşıdan 18 ay sonra bir hatırlatma dozu
yapılır. İlkokul 1 sınıfta ve 8. Sınıfta difteri-tetanoz
şeklindeki ikili karma aşı uygulanır ve bağışıklığın devamı için
her 10 yılda bir hatırlatma dozlarına ihtiyaç vardır.
Yedi yaşından büyük ve aşısız bir kimseye ilk kez Tetanoz aşısı
uygulanacaksa, ilk iki doz birer ay arayla, 3.doz ise ikinci
aşıdan 6 ay sonra uygulanır. Yine oluşan koruyucu antitoksin
düzeyi 10 yıl arayla uygulanan hatırlatma dozları ile sağlanır.
Yenidoğan tetanozundan korunma amacıyla, tüm gebelerin tetanoz
aşıları kontrol edilmeli ve aşısı eksik olanlar ve özellikle son
beş yılda hiç tetanoz aşısı olmayanlar mutlaka aşılanmalı ve bu
durum şartlar ne olursa olsun ihmal edilmemelidir. Tetanoz
aşısının son derece saf ve etkin bir aşı olmasının yanısıra,
sanıldığının aksine, gebelikte tetanoz aşılamasının yapılması
hem anneye hem bebeğe yaşamsal faydalar sağlamaktadır.
Yaralanma sonrası bağışıklama :Unutulmamalıdır ki; ele iğne ya
da gül dikeni batmasından, yanıklara ; küçük bir çizikten, ağır
silahlı yaralanmalar ve savaş yaralanmalarına kadar her türlü
cilt lezyonu tetanoz hastalığı için potansiyel bir neden
oluşturabilir. Tetanozu önlemede uygulanacak aşılamanın yanında
yara bölgesinin bakımı da önemlidir. .
Yara bakım kuralları kısaca şu şekilde özetlenebilir :
Yara temizliği ilk fırsatta ve hijyenik koşullarda yapılmalıdır.
Yara içindeki tüm yabancı cisimler çıkarılmalıdır.
Vakit geçirmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Yaralanma sonrası, yaranın yeri ve şekli ile hastanın aşılı olup
olmaması dikkate alınarak aşı ile birlikte Tetanoz serumu
uygulanması önerilebilir. Aşı, serumla birlikte aynı gün, fakat
vücudun farklı bir bölgesine enjekte edilmelidir.
Kaynak: www.istanbulsaglik.gov.tr


